26 Kasım 2015 Perşembe

SİBEL YILMAZ

Hayatım boyunca kişisel gelişim üzerine yazılmış kitaplara hep mesafeli durmuşumdur. Bu kitaplar bana hep, hayatın katı gerçekleri karşısında insanların sığınmayı seçtiği ve bir çeşit plasebo etkisi yaratan haplar gibi gelmiştir. Ancak bugünlerde sanki herkes, her şey ve her olay beni içsel bir yolculuğa davet ediyor. Mesela arkadaşlarım kariyer ve özel hayatımda verdiğim mücadeleye tanık oldukça çeşitli kitapları okumamı ısrarla öneriyorlar. Daha da ilginç olanı, bir süredir anlamlandıramadığım tuhaf tesadüfler yaşıyorum. Az sonra söyleşisini okuyacağınız ‘Evlenmek İsterken Aydınlandım’ kitabının yazarı Sibel Yılmaz ile yollarımızın kesişmesi de bu tesadüflerin tuzu biberi oldu. Ne kadar uzak durmaya çalışsam da, madem her şey beni bu noktaya çekiyor öyleyse bir içeri girip bakalım dedim. İlk olarak da Sibel Yılmaz’ın kendi hikayesinden yola çıkarak yazdığı kitabını okudum; hem keyifle hem de hayretle. Bir kadının kendisiyle, toplumun kadınlara biçtiği rol üzerinden yüzleşmesini böylesi sansürsüz ortaya koyması inanılmaz cesur geldi bana. Kitapla ve kişisel dönüşüm deneyimiyle ilgili merak ettiklerimi konuştuğumuz bu söyleşiden sonra siz de kitabı elinize alıp Sibel Yılmaz’ın hikayesinden yola çıkarak kendi yaşamınızı gözden geçirebilirsiniz.

Ellyf: Kitabın adı çok çarpıcı, insan merak ediyor görünce… Ne anlatıyorsunuz bu kitapla?

Sibel: Kendimle yüzleşmemi. Hayatla ve kendimle barışmamı. Evlenmek isterken aslında evlenmeyi hiç istemediğimi…

Ellyf: Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz, motivasyonunuz neydi?

Sibel: Yapmış olduğum içsel çalışmalarda bir gün elimde altın bir anahtar olduğunu fark ettim. Bu anahtarın benim için ne ifade ettiğini anlamaya niyet ettiğimde, iç sesim bana bunun fark ettiğim konularda yazarlık olduğunu söyledi. Oysa benim kitap yazmakla ilgili en ufak bir isteğim ya da düşüncem yoktu. Dünden bugüne kadar değişim ve dönüşüm çalışmalarında öğrendiğim her şeyi bir kitap haline getirmem gerektiğine ve yazmaya böyle karar verdim. Bir nevi içime teslim oldum.

Ellyf: Neden evlenmek istiyordunuz? Sizi rahatsız eden neydi ki bunu değiştirmek istediniz?

Sibel: Karşılıksız bir aşktan ve onun acısından kurtulmak içindi evlenme isteğim. Ama bunun yanında bir de yaşımın 35 olması ve toplumun evlilik ve çocuk için geç kaldın baskısı evlenme isteğimde etkili oldu. Eğer 30’lu yaşları geçmiş bekâr bir kadınsanız, toplumun nefesini ensenizde hissediyorsunuz. Ben hayatımı evlenmek için değiştirmek istemiştim. Oysa bugün daha güzel, daha iyi, daha huzurlu ve daha keyifli bir yaşam için değiştiriyorum hayatımı. Evlenme isteğim bir kadın olarak hala var ama zihnimde evlenmek zorunluluğum yok. Yaşadığım ilişki beni evliliğe götürürse ve karşımdaki kişi de isterse neden olmasın…



Ellyf: Kendinizi ve yaşadıklarınızı bu kadar açık anlatmak korkutmadı mı sizi?

Sibel: Ben yıllar önce yaşadığım bu karşılıksız aşkla panik atak olmuştum. O dönem bir psikologdan terapi almıştım. Terapi almama rağmen ilk 3 ay konuşamamış, kendimi ifade edememiştim. Kendimi anlatmak, bilinmek bana çok zor geliyordu. Çünkü hiç kimse zaaflarımı ve zayıflıklarımı bilsin, beni güçsüz olarak görsün istemiyordum. Zamanla terapilerin de desteğiyle konuşmaya başladım. Açık olmayı, açık konuşmayı terapilerle öğrenmiş olmama rağmen asıl konuşmayı ve açık olmayı içsel çalışmalarımda öğrendim. Bu benim için çok mu kolaydı? Tabii ki değildi.

Özellikle de kitabı yazarken “Beni yargılarlar mı?” düşüncesi fazlasıyla korkuttu beni. Bu süreci de hocamla birlikte yapmış olduğum içsel çalışmalarda hocamın da desteğiyle kırmayı başardım. Çünkü hiç birimizin birbirinden farkı olmadığını anlayıp kabul ettim. Benim hissettiğim her duyguyu siz de hissediyorsunuz ya da hissettiniz. Ayrıca hiç kimse hissettikleri için yargılanamazdı.

Ellyf: Anne ve babanızın hayatınıza olan etkilerini anlatmışsınız açık yüreklilikle. Aileniz ve yakın çevreniz bu kitabın yazılmasına tepki göstermediler mi?

Sibel: Hepimizin ilk tanıdığı kadın annemiz ilk tanıdığı erkek de babamız. Bizi onlar yetiştiriyor ve biz onlara bakarak şekilleniyoruz. Ben hocamla birlikte yapmış olduğum içsel çalışmalarda annemle babamı zihnimde ve hayatımda doğru yere koyarak kendi hayatımı anlamaya ve yaşamaya niyet etmiştim. Ben babamı 16 yaşındayken kanserden kaybettim. Onunla ilgili yaşadıklarımı, kendi içimde beni üzen ve kabul edemediğim olayları, kısacası babamla ilgili her şeyi iç sesimin bana gösterdiği ve söylediklerini kabul ederek yaptım. Ben kendimi, yaşadıklarımı kabul ettikçe, kendime kendi içimde izin verdikçe ailemde, çevremde izin veren oldu. Ailem en başından beri bana destek oldu. Onlara destekleri konusunda ne kadar teşekkür etsem azdır.

Ellyf: Kitap süresince Botan hocanız ile çalışmalar yapıyorsunuz. Tüm bu çalışmalar nasıl isimlendirilebilir? Hangi teknik evlenmek isterken aydınlanmanızı sağladı?

Sibel: Hocam Mehmet Botan Diler ile yaptığım çalışmalar değişim ve dönüşüm çalışmaları olarak geçer. Ben ve diğer kişiler bu çalışmalarda kendi özümüz ve iç sesimizle tanışırız. Bu sese kulak verdiğimizde ise konumuz her neyse onunla ilgili olumlu ya da olumsuz oluşan bilinçaltı, korku ve inançlarımız ile yüzleşiriz. Farkına vardığımız her olumsuz inancı, kendimiz ve herkes için doğru olan hale dönüştürdükçe kendi içimizde ve zihnimizde değişim ve dönüşüm başlar. Her değişim ve dönüşüm bir aydınlanma yaşatır kişiye. Ben de kendi içimin sesini dinlediğimde ve ona güvendiğimde farkına vardıklarımla aydınlanma sürecimi başlatmış oldum.

Ellyf: Siz de başkalarına yardımcı olacak kadar geliştirdiniz mi kendinizi?

Sibel: Hocam Mehmet Botan Diler ve kendisi gibi kendini adamış, emek vermiş kişiler gibi değilim henüz çünkü daha yolun başındayım. Ben kendim için 5 yıldır değişim ve dönüşüm çalışmaları yapıyorum. Bu süreçte hocamdan ve kendi içsesimi dinleyerek öğrendiğim her şeyi kitap yazarak zaten insanlara aktarmaya çalıştım. Kitabı okuyan, tanıdığım ve tanımadığım birçok kişiden gerek sözlü gerek e-mail yoluyla farkına varmamı sağladığınız birçok şey oldu diyerek pek çok olumlu tepkiler aldım. Sanırım küçük de olsa insanların hayatına yardımım dokundu.

Ellyf: Kitabı okurken çok merak ettim, bu kadar terapiye nasıl para yetiştirdiniz? Pahalı değil mi bu işler?

Sibel: Ben paramı bu hayatta en değerli olan şeye yatırdım. Kendime. Kendime ve kendi hayatıma yatırım yaptım. Benim de bu çalışmalara başlama niyetim karşılıksız bir aşktan kaçıp evlenmekti ama zamanla kendimin farkına vardıkça, kendimi tanıdıkça, kendi değerimi gördükçe hayatı insanları anladıkça kendim için yaptığım her şey yarınım için yatırımım oldu. Kendime yaptığım her yatırım bana ve hayatıma aydınlanma olarak yansıdı. Eğer kendim dışında farklı bir amaç için yapmış olsaydım bu çalışmaları, örneğin giden sevgiliyi döndürmek ya da kendime yeni sevgili bulmak için, evet bana pahalıya mal olurdu. Bu yatırımda da hiç bir şey bana pahalı gelmedi. Bu biraz da kendinize biçtiğiniz değerle ilgili bir şey. Kazandığınız paraları dışınızı güzelleştirmek yerine içinizi güzelleştirmeye harcarsanız hiç bir şey size pahalı gelmez.

 Ellyf: Kitapta affetmenin insanın hayatı üzerindeki etkisinden sıkça söz ediliyor. Neden affetmeli insan? Ne olur affetmezsek?

Sibel: Bazen yaşadığımız olayları bazen de bizi kırdıkları için karşımızdaki kişileri affedemeyiz. Affetmediğimiz her olay ve kişi içimizde büyür ve bu büyüme kimi zaman öfkeye kimi zaman da nefrete yol açar. Bu olumsuz hisler içimizde kaldığı sürece de bedenimize yansır. Bedenimize yansıyan her olumsuz duygu da kendini hastalık olarak dışa vurur. Sadece karşımızdaki kişileri affetmekten bahsetmiyorum, insan en başta kendisini affedebilen olmalıdır. Daha sağlıklı bir hayat ve beden için kişi hem kendini hem de çevresinde geçmişinde onu üzen kişileri, kendisi için affetmelidir. Affetmediğiniz her şey ya hastalık ya da affedilmeyecek insanlar ve olaylar biriktirmek demektir. Ben kendimi affetme sürecimi rahmetli babam ile başlatmıştım. Çocukluğumda ona dair beni üzen olayları içimde dün gibi saklayarak kendimi hem yıllarca süren mide hastası yapmış hem de yığınla affedilmeyecek olaylar yaşatmıştım. Kendim her şeyin içimde sakladığım enerjilerden oluştuğunu fark edip anladığımda affedilmeyecek hiç bir kişinin ve olayın kalmadığını anladım. Affettiğimde ise huzurlu bir hayata ve sağlıklı bir bedene kavuştum.

Ellyf: Peki bu kitabı kimler okusun? Hangi noktalarda faydalansın?

Sibel: Kitabın kapağına bakanlar bu kitabın kadınlara ya da genç kızlara dönük, onlarla sınırlı olduğu kanaatine kapılmasınlar, bu kitap özünde aydınlanma temalıdır.
Kendi hayatında yaşadığı olumsuzluklardan artık sıkılanlar, kişiler farklı olsa da yaşanan olayların benzerliğinden bunalanlar, hastalıklar ile vakit geçirenler, kendini keyifsiz, mutsuz ve huzursuz hissedenler, benim gibi evlenmek isteyenler, anneler, babalar kısacası farkındalığım olsun diyen herkes okumalı.

1 yorum:

  1. tebrikler, çok başarılı bir kitap olmuş , yüreğinize sağlık, diğer yazacağınız ve aydınlanmamıza vesile olacak kitaplarınızı heyecanla bekliyoruz.
    Sevgilerimle
    MAC

    YanıtlaSil