24 Ağustos 2014 Pazar

AHMET BEYLER

Son 20 yılda yaşadığımız baş döndüren teknolojik gelişim sayesinde artık hepimiz çok daha rahat ama çok daha mutsuz hayatlara sahibiz. Hem teknolojiden vazgeçemiyor hem de geçmişe özlem duyup, teknolojinin getirdiği karmaşadan bir şekilde sıyrılmaya çalışıyoruz. Ve sanırım bunu yalnızca sanat ve edebiyatla başarabiliyoruz. Çocukluğumuza ait bir romanı yeniden okuyarak, o günlerden kalan bir şarkıyı yeniden dinleyerek ya da eski bir filmi tekrar tekrar izleyerek bugünün koşturmacasında biraz mola veriyoruz. İlişkilerin samimi ve sıcak olduğu, insanların birbirine ihtiyaç duyduğu, sohbet ettiği, hani komşulara akşam otumasına gidilen günlerden bahsediyorum. İşte o günlere özlem duyan bir grup  müzisyen; ‘Ahmet Beyler’ de, yaptıkları müzikle müsaitseniz bir gün size de uğramak istiyor...
 
 
Ellyf: Grubun adı hayli ilginç: “Ahmet Beyler”… Gruptaki herkesin adı Ahmet değil herhalde?

Eren: Hepimiz Ahmet Beyiz... Şaka bir yana Ahmet Bey olmak isimsizliği ifade ediyor. Ahmet çok yaygın bir isim olduğundan kendimize Ahmet Bey derken herhangi biriyiz demiş oluyoruz. Yani gerçek adımızın ne olduğunun önemi yok, herkes gibi biz de herhangi birileriyiz. Bunun yanında “Ahmet Bey” isminin çağrıştırdığı eski zamanlardan bir beyefendi havasını ve duygusunu seviyoruz. Kendimiz de grup dışında da Ahmet Bey olmaya çalışıyoruz. Son olarak “Ahmet Beyler”, eskiden kullanıldığı şekliyle Ahmet Bey ve ailesini veya eşi-dostunu ifade ediyordu. Bu “birliktelik” anlamını da seviyoruz. Hatta “Ahmet Beyler”i sadece grubu ifade etmek için de kullanmıyoruz, biz ve bize katılan herkesi “Ahmet Beyler”e dahil ediyoruz. Kadın erkek herkes Ahmet Beyler ailesinin bir parçası.

Ellyf: Böyle bir isim seçmek riskli gibi geldi bana. İnsanların bu ismi algılaması ve dillerine dolaması zor değil mi?

Cenk: Aslında ismi bir kez duyduklarında herkese çok tanıdık geldiği için hemen akıllarında kalıyor. Ve isim genelde komik de bulunduğundan ilgi çekiyor. (Bkz. “Ahmet Beyler de buradaymış) Sadece “Ahmet Beyler”in bir müzik grubu olup olmadığı tam anlaşılamayabiliyor, bunu da müziğimizi tanıtarak yapmaya çalışıyoruz.

Ellyf: Grup 2011’de kurulmuş, nasıl bir araya geldiniz? Bu oluşumu tetikleyen neydi?

Eren: Tetikleyen, çoğumuzun eski gruplarından aşağı yukarı aynı zamanlarda kopması idi. Yeni arayışlar içindeydik ki Kadıköy sınırları içinde tesadüfen bir araya geldik. Ahmet’le ben 2. Kuşak kuzeniz, Cenk ile İş Güç Rock’n Roll platformundan tanıştık, Altar’la da Beyaz Tuşlar müzik okulundan. “Grup” olayına inancımızı yitirmek üzereyken hadi son bir şans daha vermek için Ahmet Beyler’i kurduk. Pişman değiliz.

Ellyf: Müzik dışında meşgul olduğunuz işler var mı? Müzik sizler için bir hobi mi yoksa hem keyif aldığınız hem de hayatınızı kazandığınız bir iş mi?

Eren: Müzikten hayatımızı kazanamadığımız için başka işlerde çalışıyoruz. Çalıştığımız, banka, dış ticaret firması, araştırma şirketi gibi yerler var.

Hobi özellikle benim tüylerimi diken diken eden bir laf oldu son yıllarda. Hobi dediğimiz şey eğer sizin yaşama amacınız da olabiliyorsa o zaman hobi demenizde sakınca yok. Ama bana daha çok boş zamanlarda yapılan bir şeyler gibi geliyor, ki öyle ise müzik hobimiz değil, kendimizi ifade etme şeklimiz. Hayatı anlama ve yorumlama şeklimiz. İnsanlarla ve her şeyle bütünleşme yöntemimiz.

Ellyf: “Özlem duyduğumuz eski zamanların güzel hislerini tekrar bulmak ve yaşamak istiyoruz.” demişsiniz sitenizdeki tanıtımda. O kadar yaşlı görünmüyorsunuz aslında… Nasıl anlatırsınız o özlem duyulan eski zamanları? Size göre günümüzde neler farklı; hem yaşam hem de müzik adına?

Altar: Çok şey farklı. Evet özlem duyduğumuz zamanlarda henüz doğmamıştık ama o zamanlardan gelenler 50 yıl sonra bugün hala bize umut veriyor, ilham veriyor, bizi heyecanlandırıyor ve her şeyin farklı olmasının mümkün olduğunu bize hatırlatıyor.

Eren: Müzik özelinde konuşacak olursak, eskiden müzisyenler arasında “sanatçı” olanlar ağırlıktaydı, o yüzden yaptıkları işler de ölümsüz, halen dinleniyor ve anlaşılmaya çalışılıyor. Bugün ise müzik bir sanat dalından bir zanaat ya da teknik bir işe dönüşüp, dinleme ve düşündürme işlevi törpülenip eğlence boyutu tek başına müziği tanımlar hale geldiğinden müzik yapanların düşünce adamları, edebiyatçılar, şairler olmaları gerekmiyor, hatta müzisyen olmaları bile gerekmiyor. Bu yüzden bu zamanda yapılan çok az parça sizi duygusal ve zihinsel olarak tatmin edebiliyor. Müzik-en azından popüler müzik- şiirden ve diğer sanat dallarından kopmuş durumda. Müzik şekil ve işlev değiştirmiş durumda. Her işin değişmez kuralları varmış ve bu kurallar da çoktan belirlenmiş gibi bir fikir yayılmaya çalışılıyor. Eskiden 17 dakikalık bir parça müzik listelerine girebiliyorken bugün 4 dakika bile uzun bulunup televizyonlarda gösterilmiyor. Yeni ve özgün olan, samimi olan değil, tahmin edilebilir, kolay algılanabilir ve kolay tüketilebilir olan teşvik ediliyor. Müzikle uğraşanlar cesaretlendirilmiyor, kendilerini ifade etmeleri önemsenmiyor. (Popüler) Müzik bir iletişim şekli olarak değil bir kolay tüketilebilir bir eğlence aracı olarak görülüyor. Müzikte birliktelik ve uyum değil rekabet teşvik ediliyor.

Sadece müzik için değil, hayatımızın her parçası için aynı durumu yaşıyoruz, aynı baskıyı hissediyoruz.

Ahmet: İşin güzel tarafı ise artık internetimiz var. Bu baskın ve baskıcı dünya düzenine alternatif bir dünya internetten kuruluyor, örgütleniyor.

Özlediğimiz zamanları internet sayesinde yavaş yavaş geri getiriyoruz. Sevgi, paylaşım, kendini özgürce ifade edilme kültürü yeniden dünyanın egemen kültürüne dönüşecek. Bunun için uğraşıyoruz.

 
Ellyf: Her şarkı birbirinden farklı… Yaptığınız müzik pek çok akımdan besleniyor sanırım?

Cenk: Evet. Aslında müziği akımlara ayrılmak da zorlama ve gereksiz geliyor bize. Yaptığımız müziğe yaşadığımız coğrafyanın müziği diyoruz, ve kültürün..   Akım bazında söyleyecek olursak içinde rock da var, Balkan müziği de var, Anadolu müziği, İstanbul müziği, Ege müziği, klasik müzik de var... Neyi seviyorsak hepsinden var.. 

Ellyf: Herhangi bir şarkınızı dinletmeden sizi birilerine anlatmak istesem, Türkiye’den ya da dünyadan hangi gruplara yakın olduğunuzu söyleyebilirim?

Altar: Kendimize özgü olmaya çalışıyoruz. Parça parçaya benzer. Tarz tarza benzer. Bize en yakın gruba parçaları dinleyip siz karar verin.

www.souncloud.com/ahmetbeyler

Ellyf: Oyuncu ve şarkıcılara hep sorulur yurtdışına açılacak mısınız diye. Fırsatınız olsa, yaptığınız müzikle uluslar arası başarılar elde edebilir miydiniz? Yoksa sanat evrensel de olsa, yaptığınız müzik itibarıyla sadece bu toprakların insanları mı anlar sizi?

Eren: Müzikte başarı insanların yaptığınız müziği hissetmeleri, sizin duygularınızı paylaşmaları. Müziğinizle birilerini duygulandırabilirseniz, daha da iyisi tüylerini diken diken edebilirseniz bunun ötesinde bir başarı bilmiyoruz. Yaptığımız müzik sadece Türk dinleyicisine yönelik bir müzik değil, zaten kafamızda dinleyicinin milliyeti ile ilgili bir tanım da yok. Müzik müziktir. İnsan insandır. Müziği anlamaktan da çok hissetmek önemli ve müziğimizi herkesin hislerine açıyoruz. Zevk alan, duygulanan milliyetinden, cinsiyetinden bağımsız olarak Ahmet Beyler’dendir.

Ellyf: Malum bir süredir müzik dünyası dijital ortamdaki satışlarla besleniyor. Sizin gibi popüler çizgiden uzak gruplar için daha geniş kitlelere ulaşmak adına bir avantaj mı bu?

Ahmet: Yaptığımız müziği popüler çizgiden çok uzak görmüyoruz. Sadece hissettiğimiz müziği yapmaya çalışıyoruz, popüler olandan uzak durmak gibi bir kaygımız yok.

Cenk: Dijital satışlar ise popüler olsun olmasın tüm gruplar için çok önemli. (Gerçi biz henüz dijital ortamlardan satış yapabilmiş değiliz. Ancak daha da güzeli satış yerine destek usulü yapılan bağışlar. Radioheadin yaptığı gibi parçaların tümüne parasız da sahip olabilirsiniz, gönlünüzden koparsa para da verebilirsiniz.

Altar: Bunun dışında telif konusu ise önemli. Müzik üzerinden para kazanan özellikle tv kanallarının kazandıklarını paylaşmaları gerekiyor.

Ellyf: Müzik adına varmak istediğiniz son nokta nedir? Hedefinize göre şu anda yolun neresindesiniz?

Eren: Müziği bir kariyer rotası olarak görmüyoruz. Tamamen duygusal nedenlerden müziğin içindeyiz. (gerçekten) Asterixteki köyün filozofu, şairi aynı zamanda elindeki liri ile köyün müzisyeni idi ise biz de müziğe böyle bakıyoruz. Büyücünün müzikte daha başarılı olmak gibi bir hedefi yoktu, bizim de yok. Onun insanlara bir şeyler söyleme misyonu vardı, bizim de var.

Ahmet: Yolun neresindesiniz derseniz her zaman başındayız.

Ellyf: Son olarak, çeşitli beste yarışmalarından dereceleriniz var. Sanatta oldum denemez ama hangi ödülü alınca olduk artık biz dersiniz?

Eren: Ödüllerin grubunuzun adını biraz daha fazla duyurmak dışında bir anlamı yok. Ödül kazanmak yerine parçalarımızın anlaşılması ve duygularımızın paylaşılmasını tercih ederiz.  Dediğiniz gibi ne sanatta, ne müzikte ne başka bir alanda “olmak” diye bir şey yok. Yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Hayat dediğin de bu çabadan ibaret.