10 Temmuz 2013 Çarşamba

YELİZ KUVANCI

Yurdum insanı gibi ben de belgesel dışında başka bir TV programı izlemem. Bir akşam en sevdiğim belgesel kanalında o belgesel senin bu belgesel benim kaptırmışken, acımasız aslanın zavallı yavru geyiği yine yeni yeniden vahşice öldürmesine daha fazla tanıklık edemeyerek kanalı değiştirmiştim. İşte tam o anda, sonraki Cuma akşamlarımı alemlere akmak yerine, evde çayımı demleyip, televizyon karşısında pinekleyerek geçirmeme neden olacak bir diziye rastladım: “Böyle Bitmesin”. Konusuyla ekrandaki diğer dizilerden ayrılan Böyle Bitmesin’de beni cezbeden şeyin, dizide işlenen konunun hayatımla paralellik gösteriyor olması dışında, performansları ile göz dolduran oyuncular ve akıcı-esprili diyaloglar olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Dizinin başarılı başrol oyuncusu Yeliz Kuvancı, Öyle Bir Geçer Zaman Ki ve Seni Bana Yazmışlar gibi iki güzel diziden sonra bu defa Böyle Bitmesin’de ekranlarımıza konuk oluyor. Dizinin sıkı bir takipçisi olarak Yeliz Kuvancı ile oyunculuk ve yaşantısı üzerine söyleştik.
Ellyf: Oyuncu olmak çocukluk hayaliniz değilmiş, sonradan karar vermişsiniz oyuncu olmaya. Çocukken ne olmak isterdiniz?
Yeliz: Öğrenme ve deneyimleme açlığıyla bankacı, öğretmen, doktor, avukat, bakkal, şarkıcı... Öyle pek de kararlı ve idealist değilmişim yani.
Ellyf: Genç yaşınıza rağmen ikisi başrol olmak üzere, üst üste başarılı yapımlarda rol aldınız. Kısa sürede bu kadar iyi işlere imza atmış olmanızı nasıl yorumluyorsunuz? Başlangıç noktanızın Öyle Bir Geçer Zaman Ki olması bu başarıda ne kadar etkili?
Yeliz: Başlangıç noktamın Öyle Bir Geçer Zaman Ki olmasının etkisi yadsınamaz. Öylesine başarılı ve çok izlenen bir yapım oldu ki, herkes için olumlu oldu sonuçları. Ne mutlu bana...
Ellyf: Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de canlandırdığınız İnci Hoca karakteri nedeniyle yaşınızı daha büyük sanıyormuş herkes. Diziye başlarken bu konunun devamında sizin için dezavantaj oluşturabileceğini düşündünüz mü?
Yeliz: Evet öyle bir durum oldu gerçekten. Sokakta görenler ve hatta görüşmeye gittiğim yapımcı veya yönetmenler bile epey şaşırıyordu beni görünce. Bunun bir dezavantaja dönüşmesi şöyle gerçekleşebilirdi; bana sadece 30 yaş üstü, çocuklu, olgun kadın rolleri uygun görülebilirdi, ama Seni Bana Yazmışlar’daki Zeynep karakteri aracılığıyla bu yanlış algıyı kırmış olduk. Zıp zıp bir genç kızdım bu sefer.
Ellyf: Son diziniz Böyle Bitmesin’de Aile ve Sosyal Pollitikalar Bakanlığı’na bağlı bir ekip çiftlerin yolunda gitmeyen evliliklerini kurtarmaya çalışıyor. Gerçekte de böyle ekipler var mı bakanlık bünyesinde?
Yeliz: Henüz yok ama bildiğim kadarıyla bu konuda bir çalışma söz konusuymuş.

Ellyf: Böyle Bitmesin hem eğlenceli bir dizi hem de konu itibarıyla sosyal bir boyutu var. Diziyi kabul etmenizde işin sosyal boyutu ne kadar etkiliydi?
Yeliz: Sosyal boyut diyemeyeceğim, çünkü o zaman politik bir taraf da belirlemiş olurum genel algılanan biçimiyle o "sosyal boyut"un. Sanırım izleyenlere -sadece iki kişiye bile olsa- kendi üzücü durumlarına benzeyen durumları görüp belki ön yargılarından sıyrılıp biraz da empati kurmalarına yardım edecek bir göz diyebiliriz bu dizi için.
Ellyf: Dizi hem çok beğenildi hem de evlilik konusunda bir dayatma ve toplumsal model oluşturmaya çalışmakla eleştirildi? Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Yeliz: Dayatmaya, zorlamaya, kendine göre doğru olan bir modeli zorla benimsetmeye karşı duyduğum böylesine büyük bir öfkem varken, böyle bir işin içinde olmam beklenemez. Bir evlilik propagandası yapmıyor, sadece zaten evli olan çiftlerin yaşadığı benzer (çünkü insan odaklı bir mesele) konuları ele alıyoruz.
Ellyf: Dizide Psikolog Nazlı karakterini canlandırıyorsunuz. Nazlı’nın oldukça inatçı ve tavizsiz bir duruşu var, Yeliz Kuvancı ile Nazlı bu açıdan benzeşiyor mu?
Yeliz: Benim inadımı ancak sevgi ve merhamet kırabilir. Nazlı bana göre biraz daha sert ve kararlı.
Ellyf: Nazlı dizide kendisine büyük bir yalan söyleyip annesini aldatan babasını hastalanmasına rağmen hatta ölüm döşeğinde bile affedemiyor. Bir söyleşide ölümü kabullenmenin sizin için zor olduğunu söylemişsiniz; bu durum gerçek hayatta başınıza gelseydi, siz affeder miydiniz?
Yeliz: Ölüm, hayatta hepimizi bekleyen, geleceğini bildiğimiz ama geldiğinde yıkıldığımız, dehşete kapıldığımız ve kabullenemediğimiz bir olgu ve hep de öyle kalacak çünkü özlemle yakın ilişkide. Dolayısıyla sonsuza dek görmekten, dokunmaktan, duymaktan, konuşmaktan vazgeçeceğimi bildiğim biriyse söz konusu olan, ne duvar kalır, ne öfke, ne de kural.
Ellyf: Evlilik hakkındaki düşünceniz nedir? Boşanmaların bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde hala evliliğe inananlardan mısınız?
Yeliz: Evliliği inanılacak veya reddedilecek bir mesele gibi, bir din gibi, bir ahlak kuralı gibi görmüyorum. Dolayısıyla inanıyorum inanmıyorum demek yerine, bir gün  böyle bir şeye  kalkışabilirim diyorum. İlla düğün, gelinlik, halay, altınlar içinde kalmak lazımsa bir gün,  kalırız ne yapalım.
Ellyf: Başarılı oyunculuğunuzun yanında, güzelliğiniz ve kızıl saçlarınızla nam salmış durumdasınız, hatta saç boyanızın renginin ne olduğu hemen her söyleşide sorulmuş size. Sizce saçlarınızın bu kadar beğenilmesinin nedeni nedir? Kızıl saçlı oyuncu çok yok, bunun sizin için avantaj yarattığını düşünüyor musunuz? Bir proje için saçınızın rengini değiştirmenizi isteseler nasıl yaklaşırsınız?
Yeliz: Öncelikle teşekkür ederim güzel düşünceleri için ama rengini değiştirdim geçici olarak. Şimdi kumralım, belki de kalır böyle, bakacağız. İnandığım bir proje için her türlü değişikliği yaparım. Hatta büyük heyecan duyar ve keyif alırım.
Ellyf: Bu arada beyaz ten, kızıl saç kombinasyonu nedeniyle sıkça Kirsten Dunst ve Nicole Kidman’a benzetiliyorsunuz. Hollywood demişken de sormadan olmaz, yerinde olmak isteyeceğiniz bir oyuncu ya da gelecek planlarınız arasında Hollywood yapımlarında yer almak var mı?
Yeliz: Ne mutlu bana... Ne güzel kadınlar. Hayır öyle bir durum yok. Biraz fazla büyüdük böyle hayaller kurmak veya bu tür yer değiştirmeler için.
Ellyf: Okullu bir oyuncu olarak sizi beyazperdede ne zaman göreceğiz?
Yeliz: Bir senaryo okuduğum zaman deli gibi heyecanlanmıyorsam, o karakteri henüz senaryoyu okurken konuşturmaya, hareket ettirmeye başlamıyorsam, o filmin içinde yer almak istemiyorum. Sinema başka bir şey çünkü. Ne para kazanmak için, ne de var olmaya devam etmek için yapılmamalı sadece. Ama hissediyorum, yakında harika bir film izleyeceğim içinde olduğum.
Ellyf: Son olarak dizilerdeki uzun çalışma saatleri konusunu sormak isterim. Pek çok oyuncu bu nedenle isyanda, hatta Mehmet Ali Alabora gibi isimler bu nedenle dizilerde oynamayı protesto ediyor. Meryem Uzerli’nin tükenmişlik sendromu nedeniyle bir anda diziyi bırakması da çok konuşuldu. Oysa pek çok insan oyuncuların dizilerden kazandığı paranın çok astronomik olduğunu ve uzun çalışma saatlerinin de bunun bedeli olduğunu düşünüyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?
Yeliz: Elbette dizilerden ortalamaya göre yüksek paralar kazanılıyor. Ancak inanın bana haftanın 6-7 günü bazen gerçekten çok ama çok zor koşullarda çalıştıktan sonra, hayatında sana ve sevdiklerine ait hiç bir plan, program ve paylaşım kalmadıktan sonra, "Ohh, hayat sana güzel." gibi bir yaklaşımla karşılaşınca ıslak meşe odunuyla kovalamak istiyorum birilerini. Ben film izlemenin, spor yapabilmenin, kitap okuyabilmenin, bir seyahate çıkabilmenin, arkadaşlarımla ve ailemle vakit geçirebilmenin ve hatta uyumanın böylesine ulaşılmaz bir lüks haline gelmesine isyan ediyorum. Düzelmesi gereken, düzeleceğine dair umut beslediğim çok şey var bu ülkede.

2 yorum:

  1. seviyorum bu kadını ya çok tatlı kız

    YanıtlaSil
  2. Yerim bn bunu wattpadd hesabı var

    YanıtlaSil