26 Mayıs 2013 Pazar

ELİF ECE UZUN

İlkokul yıllarında boyum o kadar uzundu ki, sınıftaki kız-erkek herkesin ablası gibiydim. Sınıfın inek tabir edilen tayfasına dahil olmamdan mütevellit, öğretmenim beni en arka sıraya oturtmazdı ama bu durum diğer öğrenci ve velilerin sürekli olarak şikayetine neden olurdu. Ailedeki boy ortalaması da yüksek olunca, tüm öğrenim hayatımın bu şikayetlerle geçmesi kaçınılmaz görünüyordu. Ve fakat işler beklediğim gibi gitmedi. Boyum ortaokuldan sonra uzamayarak beni bu şikayetlere maruz kalmaktan kurtardı. 1.70 civarında sabitleyen bünyede, ilkokuldayken büyünce en az 1.80 olmayı beklemekten kaynaklanan bir kompleks başlamadı desem yalan olur. Boyum ilkokulda beklediğim şekilde daha uzun olsaydı mühendis olmak yerine belki bir basketbolcu ya da voleybolcu olabilirdim ama bir manken asla! Zira genetiğine yandığım dünyada, aileden gelen diğer fiziksel özelliklerim bir manken olamayacağımı alenen ortaya koyuyordu. Genetik özellikleri konusunda benden daha şanslı olan yeni konuğum, tanınmış mankenlerden Elif Ece Uzun. Kendisi de çocukluğunda uzun boyu nedeniyle çeşitli sıkıntılar yaşamış olsa da bu durum sonradan kaderini değiştirmiş. Şu günlerde eğlenceli Eti Tutku reklamlarında seyrettiğimiz güzel manken Elif Ece Uzun ile mesleğini, diğer çalışmalarını ve hayata bakışını konuştuk.

Ellyf: Eti tutku reklamlarında izliyoruz sizi, reklamlar tam anlamıyla absürt ancak çok eğlenceli. Nasıl dahil oldunuz projeye?

Elif Ece: Aslına bakarsanız çok ilginç bir hikayesi yok. Deneme çekimine gittim, bir sürü kişi vardı gelen. Muhtemelen olmayacak diye düşündüm ama itiraf etmem gerekirse çok eğlendim. Çekimden sonra aradılar ve anlaştık.

Ellyf: Manken olmaya kaç yaşında, nasıl karar verdiniz?

Elif Ece: Ben karar vermedim aslında, hiç öyle bir isteğim yoktu. 13 yaşında 1.80 boya ulaştım ve ince yapılıydım. Yolda bir ajansın beni zor ikna etmesiyle bu işe girdim. Uzun bir süre yapmamak için direndim de aslında. Sonra okulum bitene kadar hobi olarak yaptım. 2005 yılında profesyonel olarak yapmaya başladım.

Ellyf: Mankenler 2000'li yılların başında çok daha fazla magazinde yer alıyorken son yıllarda bu değişti. Artık daha ciddi bir meslek olarak mı algılanıyor sizce toplumda?

Elif Ece: Mankenlerin bilinçlenmesinin ve daha fazla kendilerini geliştirmelerinin etkisi var bunda. Öte yandan basın da ilgisini yitirdi sanırım modellere karşı çünkü suyu çıkana kadar kullanıldı modeller bir dönem hatırlarsanız. Bence herşeyin dengeli ve ölçülüsü iyidir. İşimiz gereği basının önünde olmakta hiçbir sakınca yok, saygıyı yitirmeden ama.

Ellyf: Başka bir meslek grubunda olsaydınız güzel bir kadın olmak sizce avantaj mı dezavantaj mı olurdu?

Elif Ece: Güzelliğin avantaj olmadığını söylersem yalan olur. Çağın belirlediği ortak güzellik anlayışına uygun her şey el üstünde tutuluyor ama öte yandan dezavantajları da var. Sadece fiziksel güzelliğinize yaslanırsanız çok çabuk düşersiniz. Ayakta kalmak için akıl, tecrübe ve iyi bir karaktere ihtiyacınız var.

Ellyf: Boyunuz ortalama Türk kadınına göre hayli uzun, mesleğiniz için avantaj olabilir ancak günlük yaşantınızda bu anlamda sıkıntı yaşıyor musunuz, alışverişte mesela?

Elif Ece: Eskiden evet ama artık pek sorun yaşamıyorum. Çocukken oldukça sıkıntılı dönemler yaşamıştım, boyum yüzünden utandığım bile olmuştu ama şu an bütünüyle mutluyum. Seviyorum her şeyimi. Alışveriş konusunda kendime uygun kıyafet bulma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadım açıkçası.

Ellyf: Hayat mottonuz nedir?

Elif Ece: Derin bir nefes al! Planı, beklentiyi, endişeyi bırak, yaşa...

Ellyf: İstanbul çok yorucu bir şehir, bu şehirde yaşarken enerjinizi yüksek tutmanızı sağlayan aktiviteler neler?

Elif Ece: Yoga, arkadaşlarımla yapılan uzun sohbetler, düzgün beslenme, kesim ve sokaktaki hayvanlarla geçirdiğim vakitler, bir şeyler okumak, deniz kenarında bir çay içmek... Kısacası benim enerjim pek tükenmez aslına bakarsanız çok arada, çoğunlukla da çabuk toparlarım. Yaşamayı çok seviyorum sanırım.

Ellyf: Fit görünümünüz sıkı bir diyet ve çalışmanın eseri mi, yoksa genetik olarak şanslı mısınız?
 
Elif Ece: Genetik. Hayatımda ilk kez 5 kilo aldım sigarayı bırakınca, onu da verdim fakat diyet yerine şekeri azaltıp sebzeye ağırlık vererek yaptım.
 
Ellyf: Sizi hiç bronz tenli görmüyoruz, güneşten özellikle kaçanlardan mısınız?

Elif Ece: Güneşlenmeyi sevmiyorum ve sağlıksız buluyorum. Mümkün olduğunca koruyorum kendimi.

Ellyf: Mesleğinizin en güzel ve en çekilmez tarafları neler sizce?

Elif Ece: Birçoğu için sıkıntı olan sürekli seyahat ediyor olmamız benim için büyük bir keyif çünkü hayatımdaki en büyük tutkularımdan biri seyahat etmek. Yolda olma hali beni hep heyecanlandırır. Eskiden önyargılı insanlar canımı sıkardı ama artık takılmıyorum. Anladım ki insan kendi sahip olmadığı olumlu ya da olumsuz bir şeyi tam olarak anlayamıyor dolayısıyla herkes kendi deneyimlediği hayat sonucunda sizi kimliklendiriyor. Ben kendimi biliyorum, inandığım şeylerin arkasında duruyorum, işimi seviyorum, zamanla olumsuz olan her şey kendiliğinden dönüşüyor.

Ellyf: Mankenlik/modellik kaç yaşına kadar yapılmalı sizce? Bu mesleği bırakınca hangi alanda çalışmayı düşünüyorsunuz?
 
Elif Ece: Vücudunu iyi korursan 38-40 yaşına kadar yapılabilir bence. Turizm Otelcilik okudum, seçeneklerimden biri o. Hayallerim var tabii ama plan yapmak istemiyorum açıkçası, yaşayalım ve görelim.

 
 
Ellyf: Bu mesleği seçmek isteyen çok fazla genç kız var ancak çoğu nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bilmiyor, bir yol göstermek isteseniz ne önerirsiniz?

Elif Ece: İstanbul’daki en iyi üç  ajansla yola çıkmalarını öneririm. Onların Türkiye’nin belli yerlerinde hizmet veren yan ajansları var. Her şey kendine inanmakla başlar bence. Öncelikle siz başarılı olacağınıza ve bu işi yapabileceğinize inanmalısınız ki diğerleri de inansın. Kesinlikle bir işi yaparken tutkuyla yapmalarını ve disiplinli olmalarını öneririm. Zaten sevdiğiniz işi yapıyorsanız ek bir şey yapmanıza da gerek kalmıyor.

17 Mayıs 2013 Cuma

YILDIRAY ÇINAR

Bizler, ders kitabı arasına sakladıkları çizgi romanları okuyarak büyümüş bir kuşağın çocuklarıyız. Çizgi romanın popülaritesini televizyondaki çizgi filmlere kaptırmasıyla birlikte, ebeveynlerimiz kadar çok tanıyamadık çizgi roman kahramanlarını. Hollywood ve çizgi romanlardan uyarlanan filmler de olmasa bu renkli karakterleri tanımak konusunda halimiz nice olurdu bilemiyorum! Ülkemizde durum böyleyken, yurtdışında özellikle Amerika’da çizgi romanlara olan ilgi hala canlı ve yoğun. Yeni konuğum çizgiroman sanatçısı Yıldıray Çınar da bir Türk olarak daha çok Amerikan piyasası için çalışan tanınmış bir çizer. Aynı zamanda Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği kurucularından biri olan Yıldıray Çınar ile yoğun programının arasında nihayet bir söyleşi yapma fırsatı buldum. Meraklılarına duyurulur...

 
Ellyf: Hepimiz çocukluğumuzda kağıtlara birşeyler karalamışızdır. Siz de çizime olan yeteneğinizi küçük yaşlarda mı farkettiniz?
Yıldıray: Aynen öyle. Kendimi bildim bileli çiziyorum.
 
Ellyf: Çizime olan yeteğinizi kim, nasıl ortaya çıkardı?
Yıldıray: Tamamıyla doğal bir süreçti. Ufak yaşlardan beri çiziyorum. Ama beni ciddi anlamda farkeden ve yönlendirmeye çalışan ilk kişi ortaokul resim öğretmenimdi.

Ellyf: Çizgi roman karakteri çizmek nereden geldi aklınıza? Güzel Sanatlar geçmişiniz var ancak çizgi roman karakteri çizmeyi nereden nasıl öğrendiniz?

Yıldıray: Çok ufak yaşlardan beri çizgiroman okurum, biriktiririm ve koleksiyonu yaparım. Çizgi kariyerimde çizgi roman çizeri olmak dışında bir hedefim hiç olmadı.

Ellyf: Çizgisi kuvvetli biri olarak çizgi roman dışında uğraştığınız bir alan var mı? Sizden natürmort bir tablo çizmenizi istesek nasıl bir sonuç çıkar ortaya?

 
Yıldıray: Resim öğretimini lise dönemimde aldım. Dolyısıyla hala natürmort çalışabilirim. Çizgi roman dışında bir süre animasyon ve storyboard işleri yaptım.

Ellyf: Bu tür çizimler yapmak için çok pahalı malzemelere ihtiyaç duyuyor musunuz?
 
Yıldıray: Hayır, bir kağıt ve bir kalem yeterli.
Ellyf: Yapılan çizimlerin kalitesi çizim yaptıkça daha da artar diyebilir miyiz? Yoksa herkes yeteneği ölçüsünde mi iyi çizebilir?
 
Yıldıray: Tabii ki. Hayatta bir konuda uzmanlaşmak için çalışmak gerekir. Bu her alanda da böyle değil midir? Kimse doğumundan itibaren iyi çizmez.

Ellyf: Kendinizin oluşturup adlandırdığı çizgi roman karakterleri hangileridir?

Yıldıray: Karabasan, Gorajun ve Son Kahraman daha doğrusu Çapa Çizgi Roman Grubu ile yaptığımız tüm işler yaratım sürecinde katkıda bulunduğum çizgiromanlar.

Ellyf: Türkiye’de çizgi roman konusunda çalışılabilecek dergi ve yayınevi çok yok. Yıllar önce Çapa Çizgi Roman grubunu kurarak bu açığı mı kapatmayı hedeflemiştiniz?

Yıldıray: Asıl hedefimiz sadece çizgi roman üretmekti. Bu işten hiçbir zaman maddi karşılık beklemedim. Dolayısıyla benim kafamda hiçbir zaman büyüyüp dev gibi şirketlerim olsun olmadı. İdealist bir insan olduğumu düşünüyorum. Hayallerimin peşinden koştum hep.

 
Ellyf: Çizimlerinizin kullanıldığı yerli-yabancı yayınlar nelerdir? Şu anda aktif olarak Amerika piyasası için çalışıyorsunuz sanırım?

Yıldıray: Evet, şu an DC Comics için çalışıyorum. Çizdiğim dergiler arasında Superman, Earth 2, Legion, Teen Titans yer alıyor.
 
Ellyf: Çizimlerinizi sergilediğiniz yurt içi/dışı fuarlar, organizasyonlar hangileri?

Yıldıray: Her yıl mutlaka New York Comic Con’a gidiyorum. Onun dışında davet edildiğimde Amerika ve Avrupa’daki çizgiroman fuarlarına gitmeye çalışıyorum.
 
Ellyf: Çizer olmak isteyen gençler bu konuda nasıl bir yol izlemeli?
Yıldıray: Sadece çalışmak ve biraz ısrar etmek. Bilgisayar programı yükler gibi çabuk olmuyor ne yazık ki. Zaman ve emek isteyen bir iş.
 
Ellyf: Sanatçıların ortak kaygısı olan emeğinin karşılığını alamama durumu sizin için de geçerli mi yoksa bu işi özellikle yurtdışı yayınlar için yapıyor olmanın iyi bir maddi getirisi var mı?
Yıldıray: Şu an için bu saydıklarınız konusunda bir sorunum yok. İşimin karşılığını aldığımı düşünüyorum. Ne yazık ki yerli piyasada bunu yapmak pek mümkün değil. Çünkü piyasa ufak ve talep yok.
 
Ellyf: Sizce bu işin duayeni kimdir? Bu alanda örnek aldığınız veya onun gibi olmak istediğiniz isimler kimler?
Yıldıray: Saymakla bitmez. Birçok büyük sanatçı var. Küçüklüğümden beri alanımla ilgili en çok örnek aldıklarım John Buscema, Neal Adams, Jack Kirby, Bill Sienkiewicz, Walter Simonson gibi isimler. Yerli piyasamızda da Bülent Arabacıoğlu, Suat Gönülay, İlban Ertem gibi birçok büyük ustalarımız var.

 
Ellyf: Son olarak bir çizgi roman karakteri olmak isteseydiniz hangisi olurdunuz?

Yıldıray: Hulk!