22 Kasım 2012 Perşembe

EMEL ÖZİŞ

Beni az tanıyanların hakkımdaki “entel-dantel” şeklindeki kanısının aksine, entel olmanın ilk 5 kuralından biri olan opera seyircisi olma konusunda biraz zayıf kalıyorum. 29 yıllık hayatımda opera ile münasebetimin ikiyi geçmeyişini ve Taksim AKM’yi buluşma mekanı, Kadıköy Süreyya Operası’nı ise sadece yol tarifi için kullanıyor oluşumu, son gittiğim Carmen operasının uzunluğuna vermek istiyorum. Opera Sanatçısı Emel Öziş ile yaptığım söyleşiyi bu anlamda entel görüntümü perçinlemek için pek bir önemsedim ancak siz okurlarıma opera konusunda derin bir bilgi sahibiymişim gibi palavra atmak da içime sinmedi. Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği ve Emel Öziş’in de yer aldığı temsillerin fotoğraflarına bakınca, hem çoğunun hikayesinin tanıdık, hem de kostümler ve dekorun şahane olduğunu farkettim. Sahnede güzelliğiyle fark yaratan konuğum ise daha da şahane görünüyor. Bu durumda keşke opera izlemeye Antalya’da başlasaymışım demeden duramadım. Benim gibi opera cahilleri için Emel Öziş’e operayı ve kendi müzikal yolculuğunu sordum. Antalya civarında yaşıyorsanız, önümüzdeki günlerde bir opera temsili izlemeyi ajandanıza  kaydetmeyi unutmayın!
Ellyf: Çocukken, büyüyünce şarkıcı olmayı isteyen çocuklardan mıydınız?
Emel: Çocukluğum da böyle bir hayalim olduğunu pek hatırlayamıyorum. Babam ile beraber o dönemin meşhur şarkılarını ezbere söylermişim. Annem ile babam küçük yaştan beri müziğe karşı yetenekli olduğumu söylerler ama dediğim gibi  gerçekten böyle bir hayalim yoktu. Yani bana ''Büyüyünce ne olacaksın?'' diye sorduklarında hiçbir zaman şarkıcı cevabını vermemişimdir.
Ellyf: Nasıl opera sanatçısı oldunuz, hayaliniz bu muydu?


Emel: Ortaokula başladığım sene müzik öğretmenim Tülay Tuğcular’ın benim müziğe olan yeteneğimi eğitimci olarak keşfetmesi ile okul korosunda söylemeye başladım. Hafta sonları da Tülay öğretmenim ile solfej çalışmalarına ve org derslerine devam ettim. Bu tam 3 yıl boyunca sürdü. Ortaokul 3. sınıfta iken Tülay öğretmenim Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nin açılacağını ve benim de mutlaka bu okulun sınavına girmem gerektiğini söyledi. Sınava üç arkadaş girdik ve üçümüz de kazandık. İşte akademik olarak müzik hayatım tam olarak o sene başladı. Dört yıl boyunca Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nde piyano ve keman çaldım, aynı zamanda okul korosunda söyledim. Lise bittikten sonra Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. Şan Eğitimi bölümünde Ankara Devlet Opera ve Balesi Solist Sanatçısı Gülşen Kocaay ile ses eğitimine başladım. Lisans 4. sınıfta Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin kurulacağı haberini aldık. Hemen sınavlara hazırlanmaya başladım. Gülşen Hocamın da desteği ile Antalya Operası’nın sınavını kadrolu Koro Sanatçısı olarak kazandım. 1999 Mart ayından itibaren profesyonel olarak Antalya Operası’nda söylüyorum.
Ellyf: Opera sanatçısı olmak için nasıl bir eğitim almak, nasıl bir yol izlemek gerek?
Emel: Opera sanatçısı olmak için mutlak surette lisansınızı müzik eğitimi bölümünde ya da konservatuar şan eğitimi bölümünde okumak gerekiyor.
Ellyf: Opera sanatçısı olmak sadece iyi bir ses değil aynı zamanda bir iyi oyuncu olmayı da gerektiriyor sanırım? Bu konuda ayrıca bir eğitim aldınız mı?
Emel: Opera sanatçısı olmak elbette iyi bir oyunculuk da gerektiriyor. Biz bunun eğitimini okulda sahne eğitimi adı altında aldık. Bunun dışında özel olarak bir eğitim almadım fakat 14 yıllık sanat hayatımda çok kıymetli hocalarımızın rejisörlüğü eşliğinde sahneye çok güzel eserler koyduk. Her eser yeni bir deneyim ve ders oldu benim için. Çalıştığım hocalarımdan birkaçını sıralayacak olursam: Altan Günbay, Gürçil Çeliktaş, Bozkurt Kuruş, Cihan Ünal,  Aytaç Manizade,  Murat Göksu  ve Murat Atak gibi çok değerli isimler...
Ellyf: Sahnede o kostümlerin, makyajın içinde olmak, alkış almak, bunlar sizi nasıl hissettiriyor?
Emel: Sahne öncelikle çok kutsaldır. Bizim için açıkcası er meydanıdır çünkü bizler temsil gününe kadar yaptığımız bütün çalışmaları, sahneye seyircinin karşısına çıktığımız gün canlı performansımızla gösteririz. Giydiğimiz kostümler ve makyaj canlandırdığımız kişiliğe  bürünmemizi ve onu hissetmemizi kolaylaştırır. En önemlisi de seyirciyi oyunun geçtiği tarihi ve mekanın ambiyansına çekmemizdir. Verilen onca emeğin karşılığı olan alkış da bizim için en büyük mükafattır.
Ellyf: Görsel bir sanat dalı ile uğraşıyorsunuz, güzel bir kadın olmak bu anlamda avantaj mı?
Emel: Aslında esas olan mutlak surette yetenektir. Söyleyebilme ve rol yapabilme yeteneğidir ama güzel ve düzgün fiziğe sahip olmak elbette avantajdır. Şöyle düşünelim, çok iyi bir ses tekniği ile şarkı söyleyen ve aynı zaman da çok iyi rol yapabilen bir kadının güzel olması sahnede seyirci üzerinde çok daha kuvvetli bir tesir bırakacaktır.


Ellyf: Opera sanatçısı olmasaydınız, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Emel: Opera sanatçısı olmasaydım kesinlikle tiyatro sanatçısı olmak isterdim. Çünkü sahnede olmayı çok seviyorum.
Ellyf: Türkiye’de operaya ilgisi olan çok kısıtlı bir kesim var, sizce bunun nedeni nedir?
Emel: Opera sanatının tarihçesine baktığımızda Avrupa kökenli olduğunu hepimiz biliriz. Saray eşrafı ve soylular için öncelikle bir eğlence olarak ortaya çıkmış, sonradan bestecilerin ve ortaya çıkan eserlerin kalitesi ile birlikte kıymetlenmiş ve günümüze kadar aynı değerde gelmiştir. Ulu Önderimiz Atatürk, Cumhuriyetimizi kurmaya çalıştığı yıllarda klasik müziği ve opera sanatını milletimize aşılamaya çalışmıştır. Osmanlı ve Türk halkının kültüründe böyle bir sanat olmadığı halde Atatürkümüzün önderliği ile halkımızın bir bölümü buna uyum sağlamıştır. Geçmiş yıllara baktığımızda bizim de ülkemizden dünyaca ünlü sesler çıkmıştır, örnek olarak Leyla Gencer’i anabiliriz. Maalesef ki uzun yıllardan beri devam eden yozlaşma etkisi, ülkemizde çok zor şartlar altında yapılmaya çalışılan opera, bale ve tiyatro sanatını daha da zorlaştırmış ve ülke politikası sebebi ile halkımızın büyük çoğunluğunun bu sanatlara olan saygısı da gitgide kaybolmuştur.
Ellyf: Bugüne kadar içinde yeralmaktan en keyif aldığınız eser hangisiydi?
Emel: La Traviata. Bir Verdi operası olan, Kamelyalı Kadın olarak da bilinen eserde çok severek görev almıştım.
Ellyf: Hakan Aysev, Sinem-Didem Balık gibi opera sanatçıları opera dışında daha popüler işler yapıyorlar? Sizin böyle bir çalışmanız var mı ya da olmasını ister misiniz?
Emel: Hakan Aysev iyi bir tenor ses olarak Pavarotti’ye benzerliği ile, Sinem-Didem Balık kardeşler ise dünyada az bulunur ikiz opera sanatçıları olarak bazı popüler işlere imza atmışlar ve başarılı olmuşlardır. Şu an için benim böyle bir çalışmam solist olarak yok ama ileride fırsat olması durumunda olumlu değerlendirebilirim.

Ellyf: Opera sanatçıları popüler şarkıları olduğu gibi söyleyemiyorlar, en pop şarkı bile sanki bir opera eseri gibi söyleniyor, bunun nedeni nedir? Bu bir mesleki deformasyon mu yoksa tercih mi?
Emel: Okulda aldığımız şan eğitimi, opera eserlerini söylebilmek için uzunca yıllar uğraş verdiğimiz bir şarkı söyleme tekniğidir. Mesleğimiz icabı uzun yıllar boyu aynı teknik ile opera eserlerini seslendirmekteyiz. Popüler şarkıları söylemek durumunda ise opera tekniği dinleyicinin kulağına çok hoş gelmeyebilir ama zaten biz bunun için uzun yıllar uğraş verdiğimizden tekniğimizin popüler şarkılar söylemek için bozulmasını istemeyiz.

Ellyf: Son olarak ülke standartlarına göre ilginç bir mesleğiniz var, günlük yaşantınızda opera sanatçısı olmanız nedeniyle yaşadığınız ilginç bir olay var mı?
Emel: Çok ilginç bir olay yaşamadım ama insanlar mesleğimi sordukları zaman verdiğim cevap karşısında ''Aaaa siz o bağıranlardan mısınız?'' deyip, taklidimizi yapmaya çalışarak çıkardıkları sesler bir hayli ilginç oluyor. :))

4 yorum:

  1. Guzel soylesi olmus ellerine saglik. Oyle umuyorum ki bu soylesinin Opera'nin bagirilan yer ve Opera Sanatcilari'nin bagiran insan toplulugu olgusunun silinmesinde etkisi olacak.

    YanıtlaSil
  2. haftada kaç saat çalışıyormuş ve Türkiye şartlarında ek iş yapmak (ders vermek vb.) gereksinimi duyuyor mu onu merak ettim. Operaya dair bilgiler için eline sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bunu sormak hiç aklıma gelmemişti çekirge :) böyle orijinal sorular hep senden geliyor, boşuna asistanım ol demiyorum sana :P

      Sil
    2. tamam ya ben bu asistanlık olayını ciddi bir düşünmeye başlayayım..:p

      Sil