27 Eylül 2012 Perşembe

OSMAN KARTALER

Yıllar önce üniversite için tercih yaparken babam tıp yazmamı çok istemişti. Ülkedeki en iyi tıp fakültesine girebilecek puanım olduğu halde "ben almayayım, alana mani olmayayım" dedim. Yıllar geçti Mühendis oldum ve fakat el yazısı konusunda doktorlarla aynı kaderi paylaşıyorum. İşte, evde sürekli klavye kullanarak yazı yazmaktan el yazısını unutmuşum. Hal böyleyken; güzel yazı yazmak üzerine uğraş veren biriyle söyleşi yapmak, yeniden elime kalem almam gerektiğini hatırlattı bana. Osman Kartaler bir Kaligrafi Sanatçısı. Yıllarını adadığı bu sanat sayesinde hayatı değişmiş; Eskişehir'de sürdürdüğü yaşantısı İstanbul'a taşınmış. Kaligrafi sanatındaki özenin hayatının tümüne yansıdığını düşünen Osman Kartaler ile kendisini bildiğiniz ama adını çok duymadığınız bu sanat üzerine konuştuk.

Ellyf: Kaç yıldır kaligrafi ile ilgileniyorsunuz? Nasıl başladı kaligrafiye olan ilginiz?

Osman: 11 yıldır kaligrafi sanatı ile uğraşmaktayım. Güzel sanatlara olan ilgim ilkokul çağlarımda başladı. Resim ve simetrik desenler çizmekten büyük keyif alıyordum. Boş zamanlarımı her daim resim ve çizgi çalışmaları yaparak geçirdim ve bu durum askere gidene kadar  böyle ilerledi. Vatani görevimi yapmak üzere gittiğim Kırklareli Subay Orduevi’nde, görevim gereği sürekli yazı yazmaktaydım. Yazılarımın düzgünlüğü ve  güzelliği bir komutanımın ilgisini çekmiş olacak ki, bana “Kesik uç dolma kalem ile yazabilir misin?” sorusunu yöneltti. Daha önce hiç denemediğimi fakat rahatlıkla yazabileceğimi belirttim ve bana güzel bir yazı seti temin ettiler. İlk kesik uç dolma kalem ile yazı yazma denememde sanki uzun yıllardır böyle estetik yazılar yazıyormuşcasına hiç zorlanmadan yazı yazmaya başladım.

Ellyf: Kaligrafi konusunda bir eğitim aldınız mı?

Osman: Kaligrafi sanatına başladığımda Eskişehir’de yaşıyordum ve kaligrafi alanında eğitim alabileceğim hiç kimse yoktu. İçimdeki  heyecan ve heves bu sanatı kendi kendime öğrenmeme yetti. Gece gündüz sürekli yazıyordum, oldukça yoğun bir dönem geçirdim. Kaligrafi sanatına başladıktan 3 yıl sonra Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu alanda eğitim vermem istendi ve  kabul ettim. Eskişehir halkı ile kaligrafi sanatını buluşturduğumuz uzun soluklu bir kurs açıldı, böylece birçok kişiye kaligrafi sanatını tanıtıp öğrettim. 2010 yılı başında ise harflerin büyüsüne yolculuğumda kendimi İstanbul’da buldum.  2,5 yıldır iş ve sanat hayatıma İstanbul’da devam ediyorum.

Ellyf: Kaligrafi sanatıyla uğraşmak hayatınızda ne gibi bir fark yaratıyor?

Osman: Sihirli ellerim olduğunu düşünüyorum. Şaka bir yana; yaptığım her işi kaligrafi yapıyormuş gibi özen ve intizamla yapıyor olmam, kaligrafinin bana en büyük getirisi sanırım.

 Ellyf: Kaligrafinin ne olduğunu bilmeyen birine, örnek göstermeden, sadece kelimelerle kaligrafinin ne olduğunu nasıl anlatırsınız?

Osman: Kelimenin kökeni Yunanca kallos 'güzel' ve graphos 'yazı' kelimeleridir. Yani kaligrafi, güzel yazı yazma sanatı anlamına gelmektedir.

Ellyf: Hat ve kaligrafi aynı sanat dalı mı? Aralarında farklar var mı?

Osman: Ülkemizde genellikle 'hat sanatı' ve 'kaligrafi' aynı çerçevede anılıyor olsa da aslında farklı konulardır. Temelde her ikisini de güzel yazı yazma sanatı olarak adlandırabiliriz fakat yazıda kullanılan alfabe kaligrafi ve hat sanatını birbirinden ayırmaktadır. Hat sanatı Arap Alfabesi kullanılarak uygulanan güzel yazı sanatıdır, kaligrafi ise Latin Alfabesi kullanılarak uygulanır.

Ellyf: Türkiye’de ne kadar biliniyor kaligrafi?

Osman: Malesef çok bilinmiyor ayrıca az önce bahsettiğim gibi hat sanatı ile çok karıştırılmaktadır. Son yıllarda kaligrafi sanatı, davet ve organizasyonlarda davetiye ve masa kartlarının kaligrafi ile yazılması sonucu daha sık kullanıldığı için daha çok tanınmaya başlamıştır. Aslında insanlar kaligrafi sanatı ile bir çok alanda karşılaşıyorlar fakat teknolojik imkanlar dahilinde yapılan çalışmalar maalesef  el yazması eserlerin yerini alıyor ve kaligrafi sanatı hak ettiği değeri bulamamaktadır.

Ellyf: Birçok kaligrafi türü var: İslam, Batı, Çin, Arap... Sizin ilgilendiğiniz tür hangisi?

Osman: Türk Alfabesi Latin harfleri temel alınarak kabul edilmiştir, bu nedenle Latin kaligrafisi diyebilirz.

Ellyf: Bilgisayarda çeşit çeşit yazı tipleri var. Kaligrafide de çeşitli yazı tipleri mevcut mu?

Osman: Kaligrafide yazının okunabilirliği ön planda tutularak sanatçının kendine özgü stil yaratması söz konusudur. Sanatçıların uyguladığı kompozisyon bakımından çok farklı tipler özgün bir yapıda kullanılır.


Ellyf: Kaligrafi için ne tür gereçler kullanılıyor? Özel bir kalem ya da mürekkep mi var? Pahalı bir uğraş mıdır?

Osman: Kaligrafi temelde kesik uç kalem kullanılarak uygulanır. Günümüzde amatör ve profesyonel birçok kaligrafi kalemi rahatlıkla temin edilebiliyor. Mürekkep  ise yazının uygulanacağı zemine göre seçilmelidir. Genel olarak özetleyecek olursak pahalı bir uğraşı değildir.

Ellyf: Kaligrafi konusunda örnek aldığınız bir isim var mı?

Osman: Elbette  var... Bu isim  Etem Çalışkan’dır. Etem Hocam ile 2006 yılında tanışma fırsatım oldu. O gün bu gündür Etem Hocamın çok büyük desteğini gördüm; buradan kendisine saygılarımı sunuyorum. Kısaca Etem Çalışkan’dan bahsetmek isterim; ETEM ÇALIŞKAN (Ressam,Kaligraf ve Gazeteci)

Kim olduğunu bilmesek de, yüzünü görmesek de birçoğumuz O’nun eserleriyle daha okul sıralarında tanıştık. Bu eser bazen Ulu Önder Atatürk’ün kara tahtanın üzerinden bize gülümseyen portresi oldu, bazen ders kitabımızın ikinci sayfasında bizi Ata’nın Gençliğe Hitabesi ile tanıştıran, sanki hitabeye ses veren el yazısı. Sonra büyüdük, gazete manşetlerinden, dergilerden okuduk O’nun sanat kokan yazısını. O’nun kaleminde harfler notalara, kelimeler seslere, cümleler şarkılara dönüşüyordu adeta...

1969 yılında yapmış olduğu Atatürk portresi ve işte o ünlü İmza yine Etem Çalışkan’ın eseridir.

Ellyf: Kaligrafi sanatından para kazanılabiliyor mu? Sizin bu konuda yaptığınız çalışmalar var mı?

Osman: Kaligrafi sanatı ile hayat idame ettirmek oldukça güçtür. Bir kişinin kaligrafi yanında yaptığı bir işi olması maalesef gerekmektedir. Ben de özel siparişler ve davetiye üzeri isim yazıları gibi çalışmalar ile profesyonel olarak kaligrafi yapıyorum.

Ellyf: Kimlere kaligrafi ile ilgilenmelerini tavsiye edersiniz?

Osman: Güzel Türkçemizi güzel yazmak isteyen, her kesimden insana tavsiye ederim. Ayrıca hiç kimsenin yeteneğim yok diye hayıflanmasına gerek yok; sadece biraz heves, çok çalışma ve sabır bu sanatı öğrenmek için yeterlidir.

Ellyf: Son olarak kaligrafi öğrenmek isteyen biri nerede ve ne kadar zaman ayırarak öğrenebilir?

Osman: Ülkemizde kaligrafi öğrenebilmek için epey çaba göstermek  gerekiyor. Halk Eğitim ve Belediye gibi kurumlarda temel sanat eğitimleri veriliyor fakat her yerde kaligrafi eğitimi bulmak neredeyse imkansız.  İyi bir eğitmen bulmak da malesef kolay olmuyor. İyi bir eğitmen bulup, özel ders alma imkanı olanlar için, 4-5 aylık bir süreçte disiplinli bir çalışma dahilinde temel kaligrafi tekniği öğrenilebilir. Bu vesile ile belirmek isterim ki; eğitim almak isteyenler için özel ders ve ayrıca Maltepe Belediyesi bünyesinde Cumhuriyet Eğitim Merkezi’nde haftada 1 gün kaligrafi eğitimi vermekteyim.

*Söyleşi Günlüğü için yaptığı 4 güzel çalışma nedeniyle Osman Kartaler'e teşekkürlerimi sunarım.

21 Eylül 2012 Cuma

HANDE KAZANOVA

Hemen herkes burçlar ve astroloji ile bir şekilde ilgileniyor. Kimi benim gibi yükselen burcunu dahi bilmiyor ama günlük burç yorumlarını okuyor, kimi ise eşini dahi burcuna göre seçiyor-hayatını yıldız haritasına göre yönetiyor. Son günlerde astroloji konusundaki çalışmalarıyla yıldızı parlayan bir isim var: Hande Kazanova... Güzel oyuncu ve sunucu  hayata ilişkin merakını gidermek için astroloji eğitimi almış. Hobi olarak başladığı astroloji çalışmaları bugünlerde hayatında büyük bir yer tutuyor ve Habertürk astroloji sayfasında yaptığı yorumlar dikkat çekiyor. Meraklı bir yay burcu olarak astroloji konusunda merak ettiklerimi kendisine sormak istedim. Bir akşam iş çıkışı buluşup lezzetli kahveler eşliğinde sohbet ettik. Hem Hande Kazanova'nın hikayesini, yeni sezon dizi ve program projelerini, hem de astrolojinin hayatımızdaki yerini konuştuk. Öyle sanıyorum ki bu keyifli söyleşiyi okuduktan sonra sizin de astrolojiye ilgi duymanız şaşırtıcı olmayacak.

Ellyf: Sizi sunucu ve oyunculuk olarak tanıdık. Nasıl giriş yaptınız bu dünyaya?
Hande: Bir arkadaşım benim adıma güzellik yarışmasına başvurmuş, bana seçildiniz diye yanıt geldi. İlk etapta babama söyleyemedim. Tek çocuğum ve babam da kuralları olan biridir. Anneme söyledim, annem de “Şansını dene istersen.” dedi. Yarışma sayesinde Gaye Sökmen’le tanıştım. O dönemde çok fazla ajans yoktu ve güzellik yarışması gibi etkinliklerde bulunmak ajanslarca tanınmak açısından çok ciddi avantaj sağlıyordu. Yarışmadan hemen sonra öğrendim ki İstanbul Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü kazanmışım, zaten İstanbul’a gelecekmişim. Tesadüf gibi görünüyor ancak şu anda anlıyorum ki aslında tesadüf değilmiş.
Ellyf: Pek çok dizide rol aldınız. En unutamadığınız rolünüz neydi?
Hande: Mahallenin Muhtarları’nda 5 yıl kadar rol aldım, ilk rolümdü. İzmir’den gelen genç bir kızı oynadım ve henüz 18 yaşındaydım. Oradaki Ece karakteri benim hayatıma çok yakın bir roldü, böylesi herkese nasip olmaz. Kurtlar Vadisi ise en çok ses getiren işim oldu. Canan karakteri benim için çok özeldir.
Ellyf: Size teklif edilip reddettiğiniz bir rol için sonradan keşke kabul etseymişim dediğiniz oldu mu?
Hande: Oldu tabii... Osman Sınav Deli Yürek dizisinde Kenan İmirzalıoğlu’nun partneri olan karakteri bana teklif etmişti. Osman Bey’le tanışmaya gittim, bana dedi ki “Her şeyi unutacaksın. Seni bu proje ile baştan yapılandıracağız ve bir oyuncu kazanacağız.”.  O dönemde Kanal 6’da sabah programı sunuyordum, mankenlik yapıyordum, Mahalle’nin Muhtarları’ndan teklif gelmişti. Osman Sınav’ın söyledikleri çok zor geldi, kabul etmedim. Yine Sabah Şekerleri’nden teklif gelmişti, başka işler nedeniyle kabul etmemiştim. Hayatımda bu şekilde bazı dönüm noktaları vardır.
Ellyf: Günümüzde sunucu ve oyuncu olmak isteyen çok genç var. Siz şimdi lisede okusaydınız yine aynı şekilde güzellik yarışmasına girer miydiniz ya da Ekonomi okur muydunuz?
Hande: Şu andaki aklım olsa, matematiği sevmeme rağmen, Ekonomi yerine Konservatuvar okumak isterdim. Konservatuvar okuyunca çevreniz de ona göre oluyor ve bu işlere daha çok kanalize olabiliyorsunuz. O dönemde sayımız çok azdı, daha kolay sivrilebiliyorduk. Şimdi olsa bu kadar tanınamayabilirdim belki.
Ellyf: Bir de astroloji var hayatınızda. Siz kendinizi tanımlarken ne dersiniz: sunucu mu, oyuncu mu, astrolog mu?
Hande: Güzel bir soru...  Aslında ben sunuculuk ve oyunculuktan çok büyük keyif alıyorum. İnsanlar bir işe kanalize olurken sanki başka bir işi göz ardı etmek durumundaymışsınız gibi algılıyor Türkiye’de. Hepsini yapabilecek gücüm ve enerjim var. Bugünlerdeki algı benim astrolojiye daha çok ağırlık verdiğim yönünde ama bu oyunculuğu bıraktığım anlamına gelmiyor. En büyük derdim bu, 2-3 yıldır sürekli bunu anlatmaya çalışıyorum. Şimdi daha güvenliyim, daha kendimden eminim. Oyunculukta şöyle bir durum var; bazen ekonomik nedenlerden dolayı hiç istemediğiniz ya da güvenmediğiniz işlerin içinde yer almak zorunda kalıyorsunuz. Hobi olarak başladığım işin bana bir getirisi var ve bu nedenle önüme gelen her işte oynamak zorunda değilim, çok daha seçiciyim. Oyunculuğa da, sunuculuğa da devam. Sunuculuk benim ilk göz ağrım ama oyunculuk da ömür boyu devam edecek.
Ellyf: Sunuculuk ya da oyunculuk konusunda eğitim aldınız mı?
Hande: TRT Haber Spikeri Nedim Erağan’dan ders aldım. Aynı zamanda Dialog’a gittim ve hem Haber Spikerliği hem de Tiyatro bölümünü bitirdim.
Ellyf: Yeni sezonda ekranlarda sunucu ya da oyuncu olarak yer alacağınız bir proje var mı?
Hande: 2 kanalla program sunuculuğu için görüşüyoruz. Bir yandan da TRT’ye yaptığımız “Nakşidil Sultan” diye bir iş var, önce belgesel olarak başlanmıştı sonradan dizi olmasına karar verildi. Bir ara çekimlere ara verilmişti ama devam edeceğiz. Bir de başka bir dizi olabilir, bakalım.
Ellyf: Astroloji üzerine bir program yapmayı düşünür müsünüz?
Hande: Olabilir, bunu formülize etmeye çalışıyorum aslında. Kişiler üzerine değil ama ülkenin ve dünyanın durumu üzerine yorum yapılacak bir program olabilir.
Ellyf: Astroloji merakınız nasıl başladı? Astroloji üzerine eğitim de almışsınız?
Hande: Küçük yaşlardan itibaren ilgim vardı astrolojiye. İnsanları analiz etmeyi çok seviyorum. Ben çok meraklıyımdır. İnsanları, evlerin içinde neler olup bittiğini, farklı hayatları hep merak etmişimdir. Astrobil’de eğitim aldım, Türkiye’de de var, Hakan Kırkoğlu’nun kurduğu bir okul.
Ellyf: Astrolojiyi bilmek hayata karşı merakınızı gideriyor mu?
Hande: Astroloji ile karakterler üzerine derinlemesine bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Gazetelerde gördüğünüz günlük burç yorumlarından bahsetmiyorum haliyle. Astroloji aslında insanların kendini anlayabilme sanatıdır. Kendimizi ne kadar iyi tanırsak, hayatımızı o denli iyi şekillendirebiliriz. Astroloji, özgür iradenin gerçekliğine inanır ve karakterimiz kaderimizdir der. Tabii ki herkesin genel bir kaderi var ve bu kaderin içinde kimileri daha şanslı olabilir. Buna rağmen, karakterimizdeki pürüzleri düzelterek kendi şansımızı kendimiz de yaratabiliriz.
Ellyf: Ben fala inanmayıp falsız da kalmayanlardanım, bazıları hayatını astrolojiye göre yönetiyor ama bazıları da astrolojiyi tamamen bir yalan olarak tanımlıyor. Prof. Dr. Üstün Dökmen bir programında astrolojinin bir bilim olmadığını, kandırmacadan ibaret olduğunu söylüyordu. Siz bu işin eğitimini almış biri olarak astrolojiye inanmayan birini nasıl inandırırsınız?
Hande: Astrolojiyi neden illa ki bilim çerçevesine oturtmak isterler bunu hiç anlamam. Astroloji zaten bir bilim değil. Bilim olması için ölçülebilir istatistikî bir değeri olması lazım ancak astrolojide bu mümkün değil, sonuçta astroloji öngörüye dayanıyor. Bilim olmaması ise bu gerçekliği göz ardı etmemiz anlamına gelmiyor. Bilim kabul ettiğimiz konular da insanların ortaya koyduğu değerler üzerinden tanımlanmış durumda. 2x2=4 diyoruz ama ileride bir gün her şeyi başka türlü algıladığınızda bütün gerçeklik sisteminiz çökebilir. Astrolojiye, çok çok eski, 5000 yıllık bir öğreti, bir gelenek, bir felsefe olarak bakmak gerek. Kendimizi daha iyi tanımakla, mevsimlerin, gezegenlerin üzerimizdeki etkilerini görmekle ilgili bir felsefe bu.
Ellyf: Doğduğumuz anda gökyüzündeki yıldızların konumunun bizim karakterimiz ve hayatımız üzerine nasıl bir etkisi olabileceğini ben kafamda çok kuramıyorum…
Hande: Hepimiz enerjiyiz ve manyetik bir alandan oluşuyoruz. Dünyamız da manyetik bir alandan oluşuyor.  Yoktan var olmadık ve yok edilemiyoruz. Bir sistemde yaşıyoruz. Güneşin merkezde olduğu bu gezegen sistemi hepimizin hayatlarını etkiliyor. Mesela Ay’ın hareketleri birebir kadınların hayatını etkiliyor. Menstruasyon dönemi Ay’ın 28 günlük hareketlerine bağlı. Ay bizim manto tabakamızı etkiliyor. Bunu çok eski insanlar farkedip formülize etmişler ve yüzyıllardır bütün tarımsal faaliyetleri buna göre düzenlemişler. Bugün güneşteki lekelenmelerin dünya ve insanlar üzerine etkileri konusunda çok ciddi araştırmalar var. Güneşteki lekelerin arttığı zamanlarda dünyanın hem sosyal hem de ekonomik anlamda çok kaotik dönemlerden geçtiği ortaya konmuş durumda.  2012 için belki de Maya’ların söylemek istediği buydu.
Ellyf: Mayalar demişken; 2012 için yılın başında çeşitli kıyamet senaryoları vardı. Siz neler görmüştünüz 2012 için?
Hande: 2012’de insanlar ekonomik, siyasal ve sosyal olarak çok ciddi bir dönüşüm içindeler. Ben biraz optimist biriyim. Hayatta her şey etki ve tepki. Felaket senaryosu yazmaya gerek yok, zaten yaşadıklarımız ortada. Çok hızlı bir değişim var, bu değişimi sindirmek çok zor. 2012 de değişimin iyice hızlandığı bir yıl oldu. Bir değişim ve seçim yılı oluyor daha çok. Her yıl, yılsonunda Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katılıp yeni yılı yorumluyoruz. Türkiye için 29 yıllık bir yapılanma süreci başlıyor. Yöneticilerin daha bilinçli ve dikkatli adımlar atmasını gerektiren şartlar söz konusu. 2014’e kadar Türkiye çok çalkantılı bir süreç yaşayacak. Doğru adımlar atılırsa her şey çok güzel olabilir.
Ellyf: Astrolojik bir yorum yapabilmek için yıldız haritasına bakıp matematiksel birtakım hesaplamalar yapmak yeterli mi? Yoksa kişinin hislerinin de gelişmiş olması gerekir mi?
Hande: Çok derin bir konu bu. Buna inanan da var ama ben astrolojinin matematiğini iyi çözdüğünüz zaman 6. hisse çok da gerek olmadığı görüşündeyim. Astroloji elinizin altındaki olasılıklar bütünü aslında. Bu olasılıklardan hangisinin seçileceğine karar verme konusunda belki hisler devreye girebilir.
Ellyf: Yıldız haritası tek seferlik çalışılan bir matematiksel hesap mı? Mesela bugün baktığımızda gördüğümüz şey ile 2-3 ay sonra baktığımızda göreceğimiz şey aynı mı olacak farklı mı?
Hande: Doğum haritası tek bir haritadır. Doğum haritasında genel potansiyelinizin ne olduğu görünür, hangi astrolog bakarsa baksın yaklaşık aynı şeyleri söyleyecektir. Bir de günlük ve yıllık haritalar, güneş dönüş haritaları ve progress haritaları var. Onlar da yıllar geçtikçe, kişinin kendini ne kadar geliştirdiği ve hayata hangi pencereden baktığıyla alakalı. Türkiye’de maalesef astroloji çok suistimal ediliyor, astroloji adı altında başka şeyler sunuluyor. En başta Türkiye’de bir meslek değil. Yurtdışında ciddi bir meslek; okulları var, üniversiteleri var, insanlar ofislerini açıp bu işi yapıyor. Türkiye’de ise falcı, büyücü tayfasındansınız. Bu nedenle ben çok uzun yıllardır astroloji ile ilgilenmeme rağmen bir süre bunu öne çıkarmak istemedim.
Ellyf: Cem Yılmaz’ın oğlunun doğduğu gün siz bir yorum yapmıştınız: “Çok şanslı ve başarılı bir çocuk olacak.” diye. Söyleşinin başında biraz bahsettiniz ama şans faktörü doğum anıyla ilgiliyse, doğuştan şanssız olan birinin kendi çabasıyla bunu değiştirmesi ne kadar mümkün?
Hande: Bazı haritalar doğuştan çok güzel ve şanslı olabiliyor, bunu kabul ediyorum. Bu insanların bazı olayları çok daha rahat gerçekleştirdikleri görülmüş ama yine de bu şansı kullanıp kullanmamak kişinin elinde. Aynı haritaya sahip iki insan, yaptıkları seçimler nedeniyle farklı hayatlar yaşayabiliyorlar. Kişinin doğum haritasında çok şans görünmese de kişi kendi şansını tabii ki yaratabilir, aksi halde yaşamamızın hiçbir anlamı olmaz.
Ellyf: Sizden astrolojik anlamda danışmanlık alanlar da var. Kimler, hangi konularda danışıyorlar?
Hande: Daha çok iş konularında ve siyasi alanda danışanlarım var. Danışan portföyümün çoğunluğu erkek, iş adamları, çünkü ekonomik alanda da insanlar önlerini göremiyorlar.
Ellyf: Yakın zaman önce evlenmişsiniz. Siz de eşinizle durumunuza, evliliğin nasıl olabileceğine baktınız mı? Mesela evlilik tarihini astrolojik haritalara bakarak mı seçtiniz?
Hande: Baktım tabii, o merak herhalde mesleki deformasyon. Yeni tanıştığınız bir insan için bile bakıyorsunuz. Astrolojinin temel amacı doğru zamanda doğru şekilde hareket edebilmektir. Eski insanlar mesela ay yeniay ya da dolunayken başlarmışlar bazı işlerine. Ben de evlilik tarihimi mümkün olduğunca buna uygun şekilde belirlemeye çalıştım.
Ellyf: Yeni tanıştığım insanlar için de bakıyorum dediniz. Herhangi bir kimseyle ilişkiniz hakkında harita çıkarmak için o insan hakkında neyi bilmek gerek?
Hande: Doğum tarihi, saati ve yeri yeterli. Anne adı, baba adı falan gerekli değil astroloji için.
Ellyf: Oyunculuk alanında da kullanılır mı? Mesela bir dizi başlarken başrol oyuncularına bakarak tutup tutmayacağını söyleyebilir misiniz?
Hande: Her şeyi yorumlayabilirsiniz aslında. Mesela tarih konusunda birkaç diziye keşke bugün başlamasaydı dediğim oldu ve o diziler birkaç bölüm sonra yayından kalktı.
Ellyf: Güne nasıl başlıyorsunuz, kalkınca bugün ne olacak diye bakar mısınız?
Hande: Normalde kendim için bakmıyorum ama şu anda Habertürk için her gün hazırladığım yorum köşesi olduğu için bakıyorum. Kendim için önemli kararlar alacağım zamanlarda bakarım.
Ellyf: Astroloji çalışmalarınız sırasında başınıza gelen ilginç bir olay var mı?
Hande: Bloomberg’deki program sonrasında bir bayan arayıp altının haritasına bakmamı istedi. “O kadar eski bir şeyden bahsediyorsunuz ki bunun haritasını çıkarmak çok zor.” diye yanıtladım. Ekonomik anlamda Türkiye’deki duruma göre borsa yükselecek mi düşecek mi gibi tahminlerde bulunabiliriz ama altının haritasını çıkarmak mümkün değil.
Ellyf: Finansal yorumlar yapıyorsunuz, borsa falan oynuyor musunuz?
Hande: Bir dönem ilgileniyordum ama şu anda ilgilenmiyorum.
Ellyf: Bir kişinin yıldız haritasını çıkarmak ne kadar zamanınızı alır?
Hande: Bir günümü alıyor ancak odaklanırsam 5-6 saatte bitirebiliyorum. Sonuçta danışanlar size güveniyor, hiçbir detayı kaçırmamak adına dikkatli olmak gerekiyor.
Ellyf: Kişinin haritasına bakıp başına gelebilecek kötü olayları ya da ölümü görebiliyor musunuz? Böyle bir şey görürseniz danışanınıza söyler misiniz?
Hande: Görebilirsiniz tabii ki ama benim başıma gelmedi. Böyle bir şey görsem de söylemem. Çok zorlayıcı açılar varsa sadece belki çok dikkat etmesi gerektiğini söylerim.
Ellyf: Dinde kabul edilen bir ölüm zamanı var. O kişiye dikkatli olmasını söylediniz o da çok dikkat etti ve ölmesi gerekirken bunu erteledi, böyle bir şey mümkün mü?
Hande: Kader çizgisi diye bir şey var, bunu değiştirmek mümkün değil. Ankara’dan İzmir’e gidilecekse,  astroloji sadece aradaki alternatif yollar üzerine yorum yapabilir, gidilecek noktayı değiştirmez. Astrolojiyi kullanarak genel anlamda karakterimiz ve davranışlarımız nedeniyle uğrayacağımız birtakım zararları telafi edebiliriz. 58 yaşında bir danışanım vardı, çok tatlı bir hanımefendi. Ben karşısına geçip anlatmaya başladım. “Ah Hande Hanımcım çok güzel anlatıyorsunuz ama 20 yıl önceki beni anlatıyorsunuz” dedi. O bazı sorunların daha önce farkına varıp değiştirmiş kendini. Yağmur yağacaksa şemsiye almakta fayda var.
Ellyf: Tarot vb. falların astroloji ile ilgisi var mı, hep birlikte anılıyor?
Hande: Astroloji bir fal değil, hiç alakası yok. Astroloji tamamıyla matematiğe dayalı, tarotta ise kartların anlamları var, onu yorumluyorsunuz. RTÜK mesela fal kelimesini yasaklayıp tüm fal, tarot, rüya yorumu konularını astroloji adıyla tek bir çatı altında topladı. Bu nedenle gün içinde en az 15-20 rüya yorumu isteyen mail alıyorum.
Ellyf: Çin ve Hint astrolojisi konusunda bilginiz var mı?
Hande: Aslında bilgim yok ama Hint astrolojisinin çok daha detaylı ve kadersel olduğu, çok daha net bilgilere ulaştığı söyleniyor. Batı astrolojisinde psikoloji vardır. İlerleyen günlerde Hint astrolojisini de öğrenmek istiyorum.