26 Mart 2012 Pazartesi

SAİT BİLGİN


Sait Bilgin benim için üniversite yıllarında tanıdığım ancak nasıl tanıştığımızı bir türlü hatırlamadığım :) eski bir dost. Üstelik, aradan yıllar geçmesine ve bu süre zarfında sadece birkaç defa hal hatır soracak şekilde görüşmemize rağmen; ona ulaşıp blogtan bahsedince söyleşi teklifimi tereddüt etmeden kabul edecek kadar iyi bir dost. Çoğumuzun günlük haberleri taradığı f5haber.com sitesinin kurucusu ve bundan sonra lezzetli yemek tarifleri için başvuracağımız adres olan tencere.tv'nin ise kurucu ortağı. Yıllar boyunca f5haber.com'un nasıl geliştiğine şahit olmuş biri olarak , en önce internet ve medya hakkında kendi merakımı gidermek için yaptım bu söyleşiyi. Sait'i ve yaptığı diğer güzel işleri size tanıtmak da bahanesi oldu...



Ellyf: Seni tandığımda Habertürk’te çalışıyordun, nasıl geldin bugünlere?

Sait: Yıldız Teknik Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Üniversiteden sonra kendi şirketimizi kurmuştuk birkaç arkadaş; kısa süren başarısız bir deneyimdi, henüz çok acemiydik, şimdi bakınca cahil cesaretiymiş diyorum.

Ellyf: Ne üzerineydi şirket, yazılım mı?



Sait: Yazılımdı, evet... Habertürk dışarıdan iş yaptığım yerlerden biriydi, Habertürk’e turizm portalı hazırlamıştık o dönem.

Ellyf: Ne kadar sürdü o macera?

Sait: 1 yıla yakın, sonrasında işler yolunda gitmeyince bir hayal kırıklığıyla birlikte Habertürk’ün teklifini kabul ettim. Benim için gerçek okul da orada başladı zaten.

Ellyf: Neden yolunda gitmedi işler?

Sait: İşler yolunda gitmedi çünkü ekip buna inanmıyordu ve ben kendi doğrularım üzerine gitmedim; tavsiye edilenlerle hareket ettim. O dönem yanlış olan benim doğru sandıklarım da olabilirdi ama dediğim gibi acemilik vardı, mezun bile olmamıştım, ona rağmen Beşiktaş Barbaros Bulvarı’nda güzel bir ofis kiralamıştık. Kısmet değilmiş, devam edemedi.

Ellyf: Habertürk’teki görevin neydi, kaç yıl çalıştın orada, şu anda neler yapıyorsun?

Sait: Habertürk’te Bilgi İşlem Müdürü olarak çalıştım, ana görev alanım
haberturk.com’du. Aradan askerliği çıkarırsam 3 yıl kadar kadrolu çalıştım Habertürk’te, öncesinde bir yıl da dışarıdan işler yaptım. Sonrasında Habertürk'ten İpek Medya Grubu'na transfer oldum, ilk geçişteki pozisyon "İnternet Yayın Müdürü" idi, sonrasında yeni şirketleşmeyle birlikte "İş Geliştirme ve Yazılım Müdürü" oldum, 3.5 yıla yaklaşıyor. Görev alanım da gruba ait Bugün ve Kanaltürk markalarına projeler üretmek, alt portallar oluşturmak.

Ellyf: Kaç mezunusun?

Sait: 2004 mezunuyum, 1 yıl uzattım okulu. 4 yıl pek bir şey yapmayıp sonuncu yıl hem tüm dersleri geçtim hem daha önce yapılmamış bir bitirme projesini yaptım hem de iş hayatına girdim.




Ellyf: Yapılmamış proje f5haber.com’mu yoksa?

Sait: Evet

Ellyf: Daha önce yapılmamış bir proje dedin, diğer haber sitelerinden farklı olan neydi?

Sait: f5haber.com’da temel mantık şu şekildeydi; hedef gösterilen yerlerde belirlenen içeriklerden güncel olanları anında yakalayıp toplama üzerine kurulu bir sistemdi. Aslında haber amaçlı değildi, ben o dönem
neredeucuz.com isminde bir site yapmak istiyordum, amaç buydu fakat ne böyle bir sistem vardı, ne de güncel fiyatları olan ve bunları bir yerlerde toplamak için biraraya gelmek isteyen siteler vardı. Hayatımın en büyük hatalarından biri de bu işte ısrar etmeyerek ihtiyaç olan bir başka sektör için f5haber.com’u yapmak oldu. neredeucuz.com yapılsaydı şu an çok daha farklı bir yerde konumlandırabilirdim kendimi.

Ellyf: neredeucuz.com’un domaini sende mi?

Sait: O apayrı bir hikaye ama sonuçta bende değil, sonrasında haber amaçlı olarak f5haber.com fikri doğdu.

Ellyf: Peki RSS'ten farkı neydi f5haber.com’un?

Sait: Öncelikle o dönem birçok sitede RSS yoktu, buradan başlayalım. RSS ile size bilgisini sağlayan kaynaklardan beslenerek bu işi yapmak çok kolay. RSS yaygın olmadığı için mecburen kendi sistem robotlarımı yazmak zorunda kaldım. Benim sistemim şu şekilde çalışıyordu; bir siteye kullanıcı gibi giriyor, o sitede gireceği belli başlı noktaları buluyor, buradaki haberleri tespit ediyor ve sistemine daha önceden almadığı yeni bir haber gelmiş ise ikinci aşamaya geçiyor. Bu sefer haber sayfasına bir kullanıcı gibi girip kendisi için gerekli bilgileri topluyordu. f5haber.com'da tüm haberlerin, yazıların metin halleri de saklıdır ancak yayınlanmaz, kullanıcı kaynağa yönlendirilir, elbette legal kalmak kaydıyla ve yayıncıların rızasını alarak.

Ellyf: Şu anda ne durumda f5haber.com?

Sait: Belli bir varolma mücadelesinin ardından sektörde çok sevildi site, bir çok internet sitesi editörü gündemi f5haber.com'dan takip ediyor. Site sahipleri veya yayın yönetmenleri F5'i ayrıca seviyor ve destek veriyor çünkü hem medyanın sürekli bulunduğu bir yerde sizin haberleriniz de var göz önündesiniz, yaptığınız şey rakiplerinizin de gözü önünde, hem sistem size ziyaretçi gönderiyor hem de Google gibi arama motorlarında çok daha çabuk indeksleniyorsunuz. Bu durumda şu anda bir kaç istisna hariç Türkiye'de en büyük medya grupları bile F5'e özel haber metinleri dahil olmak üzere xml yayınlıyorlar, bu da F5'in işlerini çok kolaylaştırmaya başladı.

Ellyf: Günlük tıklanma sayısı nedir?

Sait: Ortalamada 100 bin civarı ziyaretçi alıyoruz, 500 bine yakın da sayfa açılıyor sitede.

Ellyf: Güzel rakam! Büyük gazetelerin tıklanma oranlarıyla kıyaslarsan?

Sait: Bazılarının çok gerisinde, bazılarıyla da yarışıyor diyebiliriz. Uygun kelime değil aslında yarış, çünkü sonsuz döngü var o işte. F5'in ziyaretçi sayısı ne kadar artarsa diğer sitelere de o kadar fazla kişi gitmeye başlayacak birlikte büyüyeceğiz. Diğer taraftan F5 şu an 200-300 bin de olabilirdi daha fazlası da ancak benim dünya görüşüm doğrultusunda gittiği için bu sayılar geriden geliyor. F5'te bir çok filtre vardır, her haberi almayız; sadece +18 den bahsetmiyorum, “flaş flaş” diye başlayan, kullanıcıyı yanıltan haberler dahil filtreler koyduk.





Ellyf: Bu steril duruş hoşuma gitti, ben de bu tür içerikleri soracaktım...

Sait: Sadece tiraj olsun diye yapılan haberleri mümkün mertebe eliyoruz: "Flaş! Askeri uçak düştü" başlığıyla sisteme giren ama tıklayınca Çin'in bilmem ne bölgesindeki olayı anlatan bir haber varsa bunu anında siliyoruz sistemden, +18 içerik de aynı şekilde. Bu da sizi ister istemez arama motorlarında ve kullanıcı nezdinde geriye itiyor, sadece haber ile ilgilenenleri kitlenize dahil ediyorsunuz.

Ellyf: Nasıl oluyor bu kontrol?

Sait: Kontrol çok büyük ölçüde otomatik, ben de bir medya çalışanı olduğum için geri kalanı yakalamak benim için çok zor olmuyor çünkü zaten işimiz gereği sürekli gündemi takip ediyoruz.

Ellyf: Senin dışında çalışan var mı f5haber.com için?

Sait: Geçtiğimiz birkaç ay kendi haberlerimizi girmek istedim, özel bir haber alanı için bir editör arkadaşımız ile çalışmaya başladık sonra istediğim hızı yakalayamayınca o işi erteledik ve ben tek kaldım.

Ellyf: Kaç yıldır var f5haber.com?

Sait: Aslında 8 yıldır yayında ama çok amatör de olsa site denebilir bir hale geleli 6 yıl oldu sanırım. Tek sorun şu oldu, hiç tam zamanlı vakit ayıramadım ve işler yavaş gelişti.

Ellyf: f5haber.com’u ilk yaptığında büyük haber sitelerinden tepki aldın mı?

Sait: Siteyi ilk yaptığımda tepki veren belli başlı siteler vardı, o siteleri anında sistemden çıkardım çünkü diğer türlü illegal duruma düşüyorsunuz. Aynı siteler sonraki dönemde F5'e girebilmek için çok çaba sarf ettiler ancak hala giremediler :)

Ellyf: Siteleri f5haber.com’a eklerken izin alman gerekiyor mu?

Sait: Tam tersi... İzin verilen siteler F5'e girebiliyor; siteler başvuruyor, biz uygun gördüklerimizle iş ortaklığı şeklinde veya ücretli olarak çalışıyoruz. Şirket olarak fatura kestiğimiz gerçekten büyük siteler var.

Ellyf: Şu anda böyle ama en başta nasıldı?

Sait: Hayır izin isteme gibi bir durum hiç olmadı.

Ellyf: Başından beri fatura kesiyor muydunuz peki?

Sait: Elbette hayır, siz bir işe başlarsınız, tutarsa fizzy olursunuz yeter ki yaptığınız iş düzgün olsun.

Ellyf: Nasıl duyuldu f5haber.com, insanlar nasıl keşfetti siteyi?

Sait: Emin ol bu kısmı ben de bilmiyorum, sanırım Google'ın etkisi büyük. Medya çalışanları çok kullanıyor siteyi bu da ister istemez kullanımı yayıyor, bir de sitesine F5'in haberlerini ekleyen ciddi siteler var.

Ellyf: Reklam gelirin ne durumda?

Sait: Maalesef en sıkıntılı konulardan birisi reklam F5 için, mutlaka o işin başında olmanız gerekiyor yoksa ajanslar nezdinde besin zincirinin en alt halkası oluyorsunuz. Son dönemlerde sırf bu duruma tepkimden dolayı Google reklamları kullanıyorum sadece.

Ellyf: Zincirin en altında olma konusunu biraz açar mısın?

Sait: Bu F5'e özel bir durum değil genel bir yapı. Söyleşi Günlüğü blogunun günde 20 bin takipçisi olduğunu düşün artık reklam alabilirim diye düşünürsün ne de olsa niş bir iş, spesifik bir alandasın ve reklam almalısın... Ama networkler çok fazla trafikle uğraştığı için senin mevcut trafiğin onlar için önemli olmuyor. Biraz daha açmak için şu örneği vereyim, özel yapılmış, produksiyon ile üretilmiş sayfadaki reklam görüntülenmesi,
xgazete.com sitesinde bin yıllık x bir ünlünün birkaç yüz resimlik çok özel pozlarının sayfa görüntülenmesi aynı fiyattan satılabiliyor. Hatta xgazete.com bilindik bir marka ise sizden kat kat fazla bir rakam alabiliyor. Birisi niş bir iş, diğeri ise çöplük fakat reklam ajansı nezdinde aynı şey. Bu birinci aşaması bir de diğer tarafı var, senin çalışacağın ajansın sana ödediği rakam belki de o reklamı veren kişinin ödediği rakamın 10%'u olabiliyor. Herkes komisyonunu ala ala geriye sana bir kuş kalabiliyor. :)



Ellyf: Gelelim tencere.tv'ye, nereden çıktı bu fikir?

Sait: Yemek konusunu seviyorum. Yemek yemek, yemek yapmak her zaman keyifli oldu benim için, aileden gelen bir şey sanırım... Bu konuda benzeştiğim bir arkadaşımla kahve içerken aklımıza geldi ve sonraki anneler gününde siteyi açtık.

Ellyf: Ne zaman açıldı tencere.tv? Neden anneler gününde bir de?

Sait: Geçen yıl yapalım dedik, anneler gününde açtık, 8 mayıstı sanırım. tencere.tv'nin ana hedef kitlesi annelerdi bizim için ve anneler gününde açtık. Özellikle çalışan anneler için hayat kurtarıcı oldu tencere.tv.




Ellyf: tencere.tv'deki tarifler, çekim, seslendirmeler nasıl yapılıyor?

Sait: Fikrin oluştuğu ana dönelim o halde, ben arkadaşıma “Bu işi çok seviyorum ama yapmam” dedim çünkü piyasada binlerce birbirinin kopyası site vardı. “Tek bir şartla yaparım, özgün içeriğimiz olmalı, biz üretmeliyiz” dedim, o da arşivinden bahsetti. Daha önce gazetelerin promosyonu için hazırladığı ve telifi kendinde olan videolar vardı, biz de bu videolar ile başladık.
Çekimler belli başlı mekanlarda yapıldı, şeflerin yüzlerini ve isimlerini görmüyorsunuz ama aslında hepsi alanında belli isimler. Sonraki fazda kendi içeriğimizi üretecektik, ama ne o ne de ben bu işe gerekli zamanı ayırabildik. O gün bu işi konuşurken kurduğumuz hayal şuydu; kendi mutfağımızı kuralım, markaya ve yemeğe göre o mutfağı giydirelim ve kategorilere özel yeni tarifler çekelimdi, fakat şu an hala gerçekleşmiş değil.

Ellyf: tencere.tv’yi kurduğun arkadaşın kimdi?

Sait: Lemi Önen. Videolardaki ses de eşi Ayşe Burcu Önen'e ait.

Ellyf: Yemek tariflerini gösteren videolarda şefleri neden görmüyoruz?

Sait: Şeflere bağlı olmasını istemedik ama yeni formatta kişiler öne çıkabilir elbette.

Ellyf: tencere.tv’de tıklanma oranları nasıl?

Sait: Ramazan’da cidden iyiydi sonrasında rakamlar düştü. Aslında sadece internet değil hayatın genelinde şu var; bir şeyle ne kadar çok ilgilenirsen o kadar güzel büyüyor. Diğer türlü azalıyor, sonrasında bitiyor; bu iş için de geçerlidir, aile için de, ilişkiler için de. tencere.tv’de çok güzel bir potansiyel var ama zor bir sektör. İçerik üretmek masraflı ama zaman ayırılabilirse yapılması gerekenler belli ve başarı mutlaka arkasından gelir. F5 için de aynı şekilde, şu anda Türkiye'de insanlar haberleri Google yerine F5'ten arayabilirlerdi; aramıyorlarsa bu tamamen benim eksikliğim. Zaman ayırırsan, hak ettiği şekilde ilgilenirsen hiç birşey imkansız değil.

Ellyf: Başka site var mı kişisel olarak yürüttüğün?

Sait: Başka siteleri saklıyorum şu anda, markasını, ismini vs. alıp beklettiğim projeler var, kendi işlerime konsantre olabildiğimde güzel şeyler çıkacak inşallah. Örneğin bir kadın sitesi projem var; neredeyse 2 yıl oldu tasarımı vs. her şey bitti ama bekletiyorum çünkü o işe başlayınca editoryal olarak layıkıyla en iyi şekilde yapılmasını istiyorum. Oraya yeterli kaynak ayırabilmem için de diğer işlerin daha çok büyümesi lazım.

Ellyf: Heyecanla bekliyoruz, yazılarımla destek olayım projene...

Sait: Gören herkes bayıldı, beğeneceğine eminim. :) Mutlu olurum, bunu söz olarak alıyorum o halde.

Ellyf: Elbette, bilirsin yazar bir tarafım var :)

Sait: Senin yazar tarafının olması çok normal çünkü senin gözlemci bir tarafın da var. Bir başka yönün daha var ki projede benim için o değerli olur; sen olayları olduğu gibi kabul etmiyorsun. Sorguluyorsun, protesto ediyorsun, ciddiye alıyorsun özetle...

Ellyf: Teşekkürler, onore oldum.

Sait: Sitenin ismi kadindan.com olacak, 2012 bitmeden mutlaka yayında olur.

Ellyf: Devam edersek, Türkiye’de internet üzerinden yapılmış en başarılı iş ne sence?

Sait: Yapmış olsaydım neredeucuz.com bir tanesi olacaktı :) bunun dışında yemeksepeti.com, haberturk.com. Bu arada aklıma gelmişken bir parantez açıp söyleyeyim, “ht” ismini Kanaltürk'e geçmeden birkaç ay önce ben çıkardım ve Habertürk yönetimini zorla ikna ettim htspor.com için.

Ellyf: Neden zor ikna oldular ki, gayet akılda kalıcı?

Sait: “Kimse anlamaz, ne alakası var” diyorlardı, sonra htekonomi.com için hiç direnç göstermediler, sevdiler. Sonrasında çok sevmişler ki gazete htgazete olarak çıktı :) Başarılı projelere devam edersek; sahibinden.com çok başarılı bir proje, zamanında itiraf.com başarılı bir projeydi genleriyle oynadılar mahvoldu.

Ellyf: Ekşi Sözlük ya da benzerleri?

Sait: Ekşi Sözlük bana göre yapılmış başarılı projeler kapsamında değil. Yapılmış ve tutmuş bir hikaye kabul ederim, bir başarı hikayesidir ancak dahice diyeceğimiz bir iş değil veya ortada ciddi bir risk, azim süreci yok.

Ellyf: Bazen basit düşünmek iyidir belki de?

Sait: “Simple is best”, lafım yok fakat yemeksepeti.com ile eksisozluk.com’u aynı kefeye koyamayız.

Ellyf: Medyada çalışan biri olarak bizim medyayı, haber sitelerini nasıl buluyorsun?

Sait: İnternet açısından berbat bir yerde; şuan büyük bir kirlilik var, herkes hit peşinde.

Ellyf: Neden bu kadar boş içerik var? Büyük haber siteleri bile saçmasapan şeylerle dolu.

Sait: Reklam ajanslarıyla sitelerin çalışma mantığı nedeniyle balon içeriğe yöneliniyor. Bin yıllık komik videolar ve galeriler her gün gözümüze sokuluyor, tek sebep var; para şu anda sayfa gösteriminden kazanılıyor, kaliteli içerikten değil. Birçok medya grubu ve ajans hak etmeden çok paralar kazandı bu ülkede, işini iyi yapmaya çalışanlarsa hep kaybetti.

Ellyf: Sonu gelecek mi hep böyle mi kalacak, bir öngörün var mı?

Sait: Sonu gelmeli... Şu an sizlerin yüzünden bu halde ama sizin sabrınızın da bir sınırı vardır diye düşünüyorum.

Ellyf: Üstüme alınmıyorum ama çoğunluk için haklısın...

Sait: Yapılan bir saçma habere birkaç değil birçok eleştiri mesajı gelse, halkı enayi yerine koyan haberlere, bir haber okutmak için 40 resim tıklatmalara vs. tepki gelse mecburen haber siteleri de kendilerine çeki düzen verecektir. Biz ekip olarak bu konuda bir adım attık, Kanaltürk haber dairesine http://www.kthaber.com/ adresli bir site yaptık. İngiliz mantığında gazete gibi; başlıkta ve özette her şeyi anlatan, foto galeri ve video sayfaları olmayan bir site bu ama Türkiye'de tüm bilboardları da donatsan bu siteye günde 50 bin kişiyi zor getirirsin, sıkılır çünkü alışmış karmaşaya

Ellyf: Yurtdışında bu iş çok mu farklı?

Sait: İngiliz medyası iyidir, sadedir. Alman medyası çok berbattı yarışıyorduk ki zaten bazı büyük markaların tek örnek aldığı yer o sitelerdi, ani bir kararla bu yıl hepsi teker teker değişti. Çok daha ciddi hale geldiler, 3. sayfa güzelleri vs. çıkarıldı, bu dalga bize de gelecektir.

Ellyf: Biz bu konuda da Amerikanız sanırım, doğru mu?

Sait: Dediğin gibi biz Amerika’ya daha yakınız fakat tam da öyle değiliz. Bu işi yapıyorsan toplumu tanımalı, beğenilerini, eğitimlerini bilmelisin. Yaptığımız iş dışarıdan teknik olarak görülse de biz aslında davranış analizi yapıyoruz, teknik kısım işin en kolay parçası. Amerikan insanlarıyla ortak noktalarımız var ama çok şükür biz daha zeki, daha anlayışlı bir toplumuz. Ben kesinlikle bu yapının değişeceğini düşünüyorum çünkü internette reklam çok farklı, reklamveren her şeyi ölçüyor; satışı, dönüşü... Reklamveren yayıncılardan daha fazla ciddiyet istemeye başladıkça siteler de geliri oradan sağladığı için mecburen kendilerine çeki düzen verecekler.

Ellyf: İnternetten para kazanmak isteyenlere ne tavsiye edersin?

Sait: İnternetten para kazanmak diye bir şey yok öncelikle onu söyleyeyim. İnternet sadece bir ortam ve daha çok insana ulaşmanı sağlıyor. Bu denklemde bir katalizör anlayacağın geri kalan kısım da fikir ve sunumda bitiyor.
Beşiktaş Meydanı’nda açık havada çevresine bir sürü kişi toplayıp çakmak satan bir adam görmüştüm öğrenciliğimde. Beni en çok etkileyen satışçılardan biridir. Şunu söylüyordu: "Bakın, bakın" sonra çakıyordu çakmağı "Yanıyor" diyordu, insanlar “Evet ya hakikaten yanıyor” diyordu ve adam satıyordu elindekileri; pazarlama böyle bir şey sanırım. Sen eğer çakmağı yanıyor diye satabiliyorsan internette, çevrendeki 10-20 kişiye değil tüm dünyaya çakmak satarsın, yeter ki o ambiyansı, kullandığın renklerle, resimlerle ve fontlarla sağla.
Benim de sana bir sorum olsun o halde; hiç sabah erken kalkıp Markafoni veya Trendyol’dan birşey aldın mı ya da baktın mı ne varmış diye?

Ellyf: Yok ben genelde akşam bakıyorum, neden?

Sait: O kadar çok kişi var ki sabah normalde kalkacağından çok daha erken kalkıp tükenmeden günün fırsatlarını almaya çalışan. İnternetten para tam olarak o şekilde kazanılıyor işte :)

Ellyf: Trendyol vb. alışveriş sitelerini başarılı buluyor musun peki? İlk defa Türkiye’de yapılmadı sanıyorum?

Sait: Olmayan bir ihtiyacı insanların hayatına sokuyorsun, başarı eğer ciro ise evet çok başarılı
ama fikir ise elbette bizde başlamadı. Düşün ki sen İpekyol markasısın, tüm Türkiye'de mağazaların var sonra Trendyol diye bir site kuruyorsun; yurt genelindeki toplam satışının 8.5 katını tek bir siteden satıyorsun. Dünya kadar kira giderin, eleman giderin vs. de yok. Bu iş başarılı değilse başarı ne ola ki :)

Ellyf: Söyleşiyi bitirirken söylemek istediğin birşey var mı?

Sait: Biraz önceki konuyu tekrarlayayım. İnternetteki kirliliğin ana sebebi kullanıcı olarak biziz.
Biz buna taviz vermezsek yayıncı tarafı ister istemez kendini düzeltir.

1 yorum:

  1. Sait Bilgin bu işin üstadıdır. MKU

    YanıtlaSil