20 Mart 2012 Salı

JALE YENGİNER

Jale Yenginer ofis çalışanlarının kronik sorunu olan hareketsizliğe inat, Ultra Maraton koşacak kadar hareketlendirmiş hayatını. Hikayesi, “ev-ofis-ev” kısır döngüsünde yaşayan ve hergün artan kilo ve sağlık sorunlarından yakınan pek çok insana ilham verecek türden. 27 yaşına kadar çeşitli sporlar denedikten sonra koşmaya başlamış, önceleri park ve sahilde daha çok vakit değerlendirmek için başladığı hobisi Uluslararası yarışlarda derece alacak kadar ilerlemiş. Jale ile aynı şirkette çalıştığım ve tipik bir ofis insanı olduğum için hikayesini yazmak ayrı bir zor geldi; ben masamdan arabama yürümeye üşenirken onun anlattıkları ben dahil tüm ofis insanlarını hem biraz utandırır hem de bir parça hareketlendirir umarım. Kendisiyle şirketin lokalinde buluşup sağlıklı salatalar eşliğinde bir söyleşi yaptım, işte insanın istemesi halinde yaşı kaç olursa olsun başaramayacağı şey olmadığının ispatı...

Ellyf: Daha önce spor yapmış mıydın? Okul yıllarında falan?


Jale: Yok hayır, daha önce hiç spor yapmamıştım, biraz inek öğrenci modundaydım. Okul-ev-dershane şeklinde gidiyordu hayat.


Ellyf: Nasıl başladın peki?


Jale: Kız kardeşim İstanbul’da üniversiteyi kazanınca, İstanbul’a birlikte taşındık. Haftasonları çok erken kalkarım ben, günü uyuyarak geçirenlerden değilimdir; sabahları parklarda yürüyüş yapmaya başladım. Orada gördüğüm bazı insanlar koşuyordu ben de deneyeyim dedim, yapabilirim herhalde hem sağlığım için de iyi olur diye düşündüm. Yavaş yavaş 1 km, 2km derken, koştuğumu işyerindeki atletizm takımından arkadaşlar öğrendi ve “seni de aramızda görmek isteriz; antrenmanlarımıza gelir misin” dediler. “Gelirim ama İstanbul’da yaşıyorum, süreklilik sağlayabilir miyim bilmiyorum” dedim. İlk antrenmanda herkes pes ettikten sonra 8 tur durmadan koşunca hoca beni takımda görmek istediğini söyledi, ben de denemeye karar verdim.



Ellyf: Bir ara şirket bünyesinde de yarış yapılmıştı onlara katılmış mıydın?


Jale: Ona da katıldım. Evim Bostancı sahile yakın olduğu için sahilde bisiklet kullanmak istiyordum ve o yarışın bir hediyesi de bisikletti. Yarışa girdim 2. oldum ve bisikleti aldım, spor ya da koşmak için değildi yani. Geçen yıl da katıldım...
Ellyf: İşyerindeki antrenmanlar Koç Olimpiyatları için miydi?


Jale: Evet. Sonra devam ettim ve zaten bağımlılık yaptı. Yarışlara girip derece alınca daha da kamçılandım.


Ellyf: Koç Olimpiyatları’nda derecen var mı?


Jale: Evet orada da hep birinciliklerim var. Sonra geçen sene Avrasya Maratonu’na katıldım kendimi denemek için, hiç o kadar uzun koşmamıştım. En uzun koştuğum 10 km iken Avrasya Maratonu’nda 42 km koştum ve kendi yaş grubumda 5. oldum. Bu derece sonrasında tabii hedefleri büyüttüm, Ultra Maraton deneyeyim dedim, bu konuda negatif yorumlar alsam da kendimi denemek istedim.


Ellyf: Avrasya Maratonu’nda insanların tepkisi nasıldı, taciz edenler oluyor mu?


Jale: Taciz etmek demeyelim de arkandan bağıranlar, ilginç şeyler söyleyenler olabiliyor ama yarışırken kendini tamamen kilitliyorsun, çevrende olup bitenle çok da ilgilenmiyorsun.


Ellyf: İstanbul’da da küçük çaplı bazı yarışlara katılmışsın?


Jale: Uğur Mumcu Koşusu’na katıldım, patika koşularına katıldım. Bunlar uluslararası yarışlar değildi, kendimi denemek için katıldım ve çok da başarılı değildim aslında kısa mesafede pek iyi değilim ama uzun mesafede dayanımım yüksek.


Ellyf: Ultra Maraton kaç km?


Jale: 50 km’den başlıyor aslında ama ben 96 km koştum. 100 km’yi hedeflemiştim, yanlış hesaplamalar sonucunda 96 km koşmuş oldum.


Ellyf: Yanlış hesaplama yapan kim?


Jale: Benim turlarımı kontrol eden hakemlerin ihmalkarlığı nedeniyle böyle oldu.


Ellyf: Nasıl bir yerde koşuluyor Ultra Maraton?


Jale: 1 km’lik bir parkur vardı benim katıldığımda orada turluyorsun ama yol boyunca devam eden yarışlar da var.


Ellyf: 96 km’yi kaç saatte koştun?


Jale: 12 saatte koştum, kesintisiz.


Ellyf: Ara verilmiyor mu hiç? Yemek, su vb. ihtiyaçlar için?


Jale: 1 kere lavaboyu kullandım ama o sırada en yakın rakibim bana birkaç tur fark attığı için bir daha girmedim. Su içiyorsun, yiyecek için de standlar oluyor oradan atıştırabiliyorsun ama zaten durunca ayaklarının ritmi bozuluyor.

Ellyf: Nerede oldu yarış?

Jale: İsviçre’de Sri Chinmoy yarışları, yılda birkaç defa yapılıyor, ben geçen yıl katıldım,2. oldum.


Ellyf: Oraya gidişinde şirketin desteği oldu sanırım?


Jale: İlk başta Holding destekledi, sonrasında şirketimle görüşmemi şirket yardımcı olmazsa yardımcı olacaklarını söylediler ama İK Direktörümüz sağolsun çok destek oldu ve hemen onay verdi. Tüm masraflarımı ve ekipmanlarımı karşıladılar.


Ellyf: Yarışlarda da Ford adına yarışmış gibi görünüyorsun zaten :), yurtdışında başka yarışa katıldın mı?


Jale: Yurtdışında henüz başka yarışa katılamadım çünkü hazırlanamadım. 4 ayda hazırlandım diğerine; 4 ay haftanın 7 günü, günde 2,5 saat... Hem iş hem hazırlık zor oldu, yordu biraz.


Ellyf: Yarışlara seni hazırlayan biri var mı?


Jale: O zamanlar çok profesyonel olmasa da yakın arkadaşlarım destek oldu, profesyonel bir yardım almadım.


Ellyf: Bu yıl katılacağın bir yarış var mı? Avrasya Maratonu’na yeniden katılmayı düşünüyor musun?


Jale: Koç Olimpiyatları’na katılacağım, bir de geçen yıl İsviçre’de yarıştığım ekip yeniden yarışmamı isterse oraya giderim ama çok hazırlıklı değilim bu sefer. Avrasya Maratonu da gelecek yıl olabilir aslında, bu yıl daha çok kariyerime odaklandım.


Ellyf: Ama devam edeceksin?


Jale: Tabii ki, benim için bir yaşam biçimi oldu artık, çok çalışamasam da bir şekilde formda kalmaya çalışıyorum, evde ip atlıyorum en basiti.


Ellyf: Birinci katta oturuyorsun sanırım :)


Jale: Yoo aslında en üst kattayım ama alt katımız boş, bir de parmak ucunda atlamayı öğrendim artık...


Ellyf: Bu atletler için bir antrenman şekli midir?


Jale: Tabii, ip atlamak bacakları kuvvetlendiriyor, hiçbir şey yapamazsam mekik çekiyorum.


Ellyf: Kariyerime odaklandım demiştin, bu durumda tamamen atletizme yönelip hayatını oradan kazanmak gibi bir isteğin yok sanırım?


Jale: Yok istemiyorum. O insanların da hayatlarını gördüm, hem fiziksel olarak görünüşleri hoşuma gitmedi hem tüm hayatları spor olmuş, sosyal değiller. Ben zaten paramı mesleğimle kazanan biriyim, atletizmden de para kazanıyorum ama böylesi daha keyifli. 30 yaşında kariyerimi spora yönlendirmek biraz riskli olur, sakatlanınca spor yaşantının bitme riski var sonuçta.


Ellyf: Atletlerin fizikleri hoşuma gitmedi dedin, kaslı vücutlardan mı bahsediyorsun?


Jale: Hem kaslı vücutları oluyor hem de yüzleri erkeksi bir görünüm alıyor.


Ellyf: Senin vücudunda kaslanma oldu mu?


Jale: Oldu ama kötü bir görüntü olmadı.


Ellyf: Ailen ne diyor bu işe?


Jale: Herkes çok şaşırdı, başta birşey olacağını düşünmüyorlardı, bir hevestir gelir geçer dediler çünkü kendimi çok dalda denedim: kano, paten, bisiklet... Profesyonel olmadan tabii ama nedense atletizmde bir başarı sağladım.
Ellyf: İleride çocuğun olursa onu da atletizme yönlendirir misin?


Jale: Tabii ki, kız kardeşimi bile yönlendirmeye çalışıyorum, o da bana ayak uydurmaya çalışıyor.


Ellyf: Koşmaya niyetlendiğinde, henüz bir yarışa katılmamışken sağlık kontrolü falan yaptırdın mı?


Jale: Hayır ama şunu söyleyeyim koşmaya başlamadan önce bir km yürümeden bacaklarım ağrırdı ama herşey değişti.


Ellyf: Ruhsal olarak nasıl etkiledi seni atletizmle uğraşmak?


Jale: Çok enerjik, pozitif bir insan oldum. Sabahları daha dinç uyanıyorum, birilerine ihtiyaç duymuyorum kendimi iyi hissetmek için, kendi kendime yetebiliyorum. Özdisiplinim gelişti, hergün iş çıkışı 7-10 arası antrenmana git vs zor bir iş ama oluyor bir şekilde, o enerji bitmiyor.


Ellyf: Spora başlamak için geç olmadığını görüyorum, bu her konuda böyle sanırım, birşey istiyorsan kaç yaşında olursan ol yapmak mı gerek?


Jale: Hayattan ne istediğini bilmek gerek, birilerine ihtiyaç duymadan yaşamak için, kendini ispatlaman için gerekli. Kendi kendini mutlu edebiliyorsa insan o zaman herşeyin devamı geliyor...

1 yorum:

  1. İnsanları spora teşvik edebilecek nitelikte bir söyleşi olmuş. Özellikle spor yapmamak için yaşı bahane edenlerin tezini çürütmüş. Keyifle, imrenerek okudum teşekkürler.

    YanıtlaSil